Merhabalar, tam bir yaz kitabı okudum. Akıcı ve çabuk ilerleyen, çocukluk travmalarının insan karakterinde ana kolon görevi gördüğünü anlatan tatlı bir kurgu olmuş.
Kitap 1990 lı yıllar ve 2019 senesi arasında gidip geliyor. Bir geçmiş bir günümüz olarak okuyoruz olayları. Yazlarını Yalova'da bir arada yaşayan üç arkadaştır Ece, Kerem ve Okan. Büyüyüp yıllar geçtikçe Serra, Yiğit ve Akın da katılır bu gruba. Güzel bir altılı olurlar fakat büyüyüp birbirlerine farkındalıkları artınca arkadaşlıklarının o çocukluk büyüsü bozulur. 99 Marmara Depremi hepsinin sınavı ve hayatlarının miladı olur. Deprem sonrası herkes kendi girdabına ve travmasına çekilir. Aradan yıllar geçip, cenaze haberi grubun bir kayıpla tekrar toplanmasına sebep olur. Onca yıl sonra artık vakit, yüzleşme vaktidir...
Kitabın ters köşelerini çok sevdim, tatlı bir şaşkınlıkla "aaa" dedim zaman zaman. Ancak nacizane bir iki eleştirim olacak. 90lı yıllara git gel yaşarken okuduğum satırlarda 90lar havasını, o güzel atmosferi hiç ama hiç alamadım. Gençlik, günümüz Wattpad karakteri gibi uçarı, her aklına gelen şak diye yapan şımarık gençlerdi. Bu sebeple hiçbirini sevemeyip haklı da bulamadım. 90lı yıllarını okuduğumu sadece 99 depremi ve ara ara geçen "Teoman şarkıları" sözüyle hatırladım. Onun dışında geçişler de çok hızlıydı bir an evvel olsun bitsin gibiydi kurgu akışı. Cenaze kısmı zaten tam bir düğüm ve geçrek dışı. Düzmece miydi gerçek miydi anlamadım. Gerçekse eğer annesine düşkün bir adamın hareketleri tutarsızdı zira acısı olan bir insanın hesaplaşma derdine düşmesi pek akıl kârı değildi.Düzmeceyse eğer buna da bir açıklık getirmesini beklerdim yazarın. Ayrıca onca şey yaşamış travmalarına gömülmüş diğer grup üyelerinin sonu ise çok havada bitti bana göre. Büyük yüzleşmeden sonra neler yaptılar