Satırlar arasında kelimlerle adeta raks ediyorsunuz yani o denli edebi anlamda dolu dolu bir kitaptı benim için. Konusunu kısaca özetleyecek olursam; ölümcül bir hastalıkla cebelleşen Adalet'in, yaptırdığı son doktor kontrollerinde artık hastalığının onu öldürmeyeceğini öğrenince çocukken işlediği ilk günahın diyetini ödemeye karar verip sırdaşı Hülya ile yollara düşer. Çıktığı yol; hem içsel hem de aşka açılan yolculuğa bir kapı aralar ve beklenmedik bir şekilde yolculuğunu tamamlar... Sonu benim için sürprizliydi oysa Adalet'in şizofren olduğuna büsbütün inandırmıştım kendimi :)
Bütün olarak değerlendirirsem şayet bence her konu, toplumdaki her yara kaleme alınmamalı diye düşünüyorum. Yazarın, okuduğum ikinci kitabıydı. İlkinde de benzer bir mevzuu vardı bunda da bir diğerini okumak özellikle böyle hassas bir durumu bu şekilde konu olarak işlenmiş olması beni bir nebze rahatsız etti. Bazı şeylerin normalleştirilmesini sevmiyorum. Nacizane...
"Sevgi, aşk, özlenmek, bunlar talep edilmez. Sen talep ettiğin için değil, birileri vermek istediği için alırsın alacağın varsa. Kalbin arz-talep dengesi piyasalarınkine benzemiyor."