Bu kitabı okuduktan sonra fark ettim ki "Suç ve Ceza psikoloji üzerine yazılmış bir kutsal kitap!"
Olay örgüsünden kısaca bahsetmemiz gerekirse Raskolnikov ekonomik sıkıntılardan ötürü hukuk fakültesini yarıda bırakmış, ezilmiş, sefil, hasta ama keskin bir dile sahip, ortalamanın üstünde zekaya sahip, son derece idealist bir genç. Çevresine çok belli etmesemde kendisiyle sürekli çatışma halinde olan ve kendi içinde derin düşüncelere sahip. Bu düşünceler onu aslında yapmayacağı bir hataya sürükler.
İşin can alıcı kısmı kitabı okurken insan "Şuç" kavramına farkı bir boyutta bakmaya başlıyor. Açıkçası bi katile karşı ancak bu kadar sempati duyabilirdim. Bir yazar nasıl olur da katil psikolojisini bu kadar ayrıntılı ve gerçekçi anlatabilir ki diye düşünmedim değil. Sanki katil Raskolnikov değil de Dostoveski. Hatta bi iddiaya göre kitabın yayımlanması bittikten sonra Dostoveski hakkında dava açılmış. Gerekçesi ise "Bir caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır." olmuştur.
Önemli yazarların bu kitabı okuduktan sonra kendilerinden şüphe etmelerini sağlayan bu şaheseri okumanızı şiddetle tavsiye ederim.