Devrim ve Ulusal Sorun Arasında
Puan vermedi
Bu çalışma, Türkiye komünist hareketinin en tartışmalı başlıklarından biri olan Kürt sorununa yaklaşımını, Komintern belgeleri ve Türkiye Komünist Partisi'nin iç yazışmaları üzerinden yeniden değerlendiren önemli bir araştırmadır. Eser, yalnızca TKP'nin Kürt isyanlarına ilişkin tutumunu ortaya koymakla kalmamakta; aynı zamanda ulusal sorun, antiemperyalizm, Kemalizm ve sosyalizm arasındaki karmaşık ilişkinin tarihsel kökenlerini de gözler önüne sermektedir. Eserin en önemli katkısı “TKP'nin Kürt sorununda bütünüyle Kemalist devletin yanında yer aldığı” yönündeki genellemeyi sorgulamasıdır. Yazarlar, Komintern arşivlerinden elde edilen çok sayıda belgeye dayanarak, TKP'nin Kürt sorununa ilişkin yaklaşımının zaman içinde değişen, çelişkiler içeren ve uluslararası gelişmelerden doğrudan etkilenen bir karakter taşıdığını göstermektedir. Çalışmada ilk dikkat çeken nokta, Komintern'in Türkiye'ye ilişkin genel siyasal perspektifidir. Sovyet Rusya açısından Kurtuluş Savaşı yürüten Ankara Hükümeti, emperyalizme karşı mücadele eden ilerici bir güç olarak görülmüştür. Bu nedenle Komintern, Türkiye'deki komünist hareketin temel görevlerinden birinin Ankara hareketini desteklemek olduğunu savunmuştur. Nitekim TKP'ye yönelik tavsiyelerde, "Ankara hareketini desteklemek" temel taktik ilkelerden biri olarak belirlenmiştir. Bu yaklaşım, Kürt isyanlarının değerlendirilmesinde de belirleyici olmuş ve çoğu zaman ulusal talepler ikinci plana itilmiştir. Komintern'in Kürt hareketlerine ilişkin yaklaşımı dönemin Marksist ulusal sorun teorisinden etkilenmiştir. Marx ve Engels'in bazı ulusları “tarihsel”, bazılarını ise “tarihsiz” veya “karşı-devrimci” uluslar olarak değerlendiren anlayışının izleri, Komintern belgelerinde de görülmektedir. Özellikle Kürtlerin siyasal birlikten yoksun, aşiret
Komintern TKP ve Kürt İsyanlarıErden Akbulut · Yordam Kitap Yayınevi · 20225 okunma
Geçmiş asla geride kalmıyor…
9/10
··
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 17:01
Anne babalarının sevgisinden mahrum büyüyen, çocuklukları boyunca defalarca incinerek duyguları körelmiş üç kardeşin çarpıcı hikâyesine tanıklık ediyoruz. Yazar, zamanla birbirlerine tamamen yabancılaşan ve ancak ölümün yeniden bir araya getirebildiği bu üç kardeşin hayatına etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor bizi. İki farklı zaman diliminde ilerleyen anlatı, kitabın sonunda ustalıkla birleşiyor. Ortanca kardeş Benjamin’in gözünden, bir ailenin yıllar içinde adım adım nasıl yıkıma sürüklendiğine tanıklık ediyoruz. Bu, yazarla ilk tanışma kitabımdı ve bende oldukça derin bir etki bıraktı. Anlatımını çok beğendim; diğer kitaplarını da en kısa zamanda okumayı düşünüyorum. Alex Schulman Hayatta Kalanlar
Duygu ve Düşünce
Hayatta KalanlarAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20252,205 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kırık Desenler, kayıpların içinden yeşeren dokunaklı bir hikaye.
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:00
Elif ve Mercan, yetimhanede bir arada büyümüş, birbirine kardeş olmuş iki can dostu. Elif’in bu hayattaki en büyük arzusu, kendisinin mahrum kaldığı o sıcak, kalabalık aile ortamına kavuşmak ve bir sürü çocuk büyütmektir. Yetimhaneden tanıdığı Burak ile evlenip dünyalar tatlısı İpek’e kavuştuğunda hayalleri gerçek olur; fakat ani bir kaza Elif’i hayattan koparır. Eşinin kaybıyla darmadağın olan Burak, yaşadığı acının ağırlığıyla İpek’i yetimhaneye vermeye kalkışınca, Mercan hemen devreye girer. İpek bebeğin, tıpkı kendileri gibi anne sevgisinden mahrum ve bir yetimhanede büyümesine asla gönlü elvermez ve onu kendi evladı gibi sahiplenir. Tam da bu büyük sorumluluğun altında çaresizlikle ezilirken aldığı bir anlaşma teklifi, Mercan için yepyeni bir umut kapısı aralar. Okurken Mercan’ın o asil fedakarlığını ve çaresizliğini iliklerime kadar hissettim. Bu zor anında Hale’nin ortaya çıkıp ona sunduğu teklif hem Mercan’a hem de bana ilaç gibi geldi. Hale’nin, annesinin ve Ömer’in o muazzam içtenliği, Mercan ile İpek’e kucak açmaları sevginin sadece kan bağıyla sınırlı olmadığını en güzel şekilde kanıtlıyor. Hele Ömer karakteri... O naifliği, beyefendiliği karşısında adeta eridim; böyle ince ruhlu erkek karakterleri okumayı gerçekten çok özlemişim. İpek bebeğin tatlılığı ve Ömer’i kıskandığı o sahneler ise kitaba bambaşka bir neşe katmış. Her detayıyla kalbimi çalan, kesinlikle favorilerim arasına giren bu sıcacık kitabı mutlaka okuyun.
Kırık DesenlerBetül Güçlü · Ren Kitap · 2025244 okunma
Puan vermedi·560 syf.··
2026 53. kitabı
Herkese merhaba Bugün, Elif Şafak’ın yazarken çok ağladım dediği kitabı; Gökyüzünde Nehirler Var ile geldim. Kitap, zamanlararası bir kurgu. Kahramanlarımız Arthur, Narin ve Züleyha. Arthur.. 1870’de Londra Thames Nehri kıyısında doğan, fakir annesinin çaresizlikten göle atmak istediği zeki bir çocuk. Lakabı: lağımlar ve gecekondular kralı. Arthur’un hayatı; British Museum girişindeki Asur imparatoru Asurbanipal’ın Kütüphanesi’nin koruyucu Lamassuları (boğa gövdeli kuş kanatlı insan başlı heykeller) ile karşılaşmasıyla değişir. Mezopotamya’yı ve antik eserleri araştırmaya başlar, Asurbanipal’ın Kütüphanesinden gelen kil tabletlerini okumayı öğrenir. Bu tutkusu; onu Gılgamış Destanı’nın kayıp tabletinin peşinde, Mezopotamya’ya uzanan bir yolculuğa çıkarır. Narin.. 2014 yılında 9 Yaşını dolduran bir Ezidi kızı. Doğduğunda sağlıklı bir bebekken, bir hastalık nedeniyle duyma yetisini gitgide kaybetmeye başlar. Annesi doğum sırasında öldüğünden, Ilısu Barajı sonrası zamanla sular altında kalacak olan Hasankeyf Kasabası’nda anneannesi Besma ve onun masallarıyla büyür. Irak-Laleş Vadisi’nden getirilen kutsal suyla vaftiz edilmek üzere yola çıkar. Züleyha.. Küçük yaşta annesiyle babasını selde kaybederek yetim kalır ve maddi durumu iyi olan dayısının yanında büyür. Üniversitede Hidrolog olarak çalışır. 2018 yılında evliliğinin yıkıntıları arasından sıyrılmak için Thames Nehri üzerinde yüzen bir eve taşınır. Bakalım Ninova’dan Londra’ya, Dicle’den Thames’e uzanan; birbiriyle hiç alakası olmayan üç farklı zamandaki bu üç kişi nasıl bir hikayeyle birleşecek? Elif Şafak, ülkemizde en fazla eleştirilen yazarlardan biri. Ki ben de bunlardan biriyim ama kalemi öyle güzelki mahrum kalmak istemiyorum. Kitap, içindeki su metaforu gibi aktı gitti ; mitoloji ve tarih okuması
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,783 okunma
10/10
·127 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 00:00
Kendine Ait Bir Oda’yı 4 yıldır doğum günümde okuyorum. Bunu ilk kez elime aldığımda sadece Virginia Woolf’un kadınlar ve yazmak üzerine yazdığı önemli bir metni okuyacağımı düşünmüştüm. Ama zamanla bu kitap benim için bundan daha kişisel bir yere oturdu. Artık her doğum günümde bu kitabı okumak, yeni yaşıma girmeden önce kendime sorduğum sessiz soruların bir parçası haline geldi. Kendine Ait Bir Oda, roman değil; kadınların edebiyatta, düşünce hayatında ve üretimde neden bu kadar geride bırakıldığını sorgulayan bir metin. Woolf, kadınların sadece yetenek eksikliğinden dolayı görünmez olmadığını anlatıyor. Asıl mesele; eğitimden, paradan, zamandan, özgürlükten ve en basit haliyle yalnız kalabilecekleri bir odadan mahrum bırakılmış olmaları. Kitabın en güçlü tarafı bence tam da burada. Woolf’un “kendine ait bir oda” dediği şey sadece dört duvarlı fiziksel bir yer değil. Bir kadının kendi düşüncesine sahip çıkabildiği, bölünmeden düşünebildiği, başkalarının beklentileri arasında kaybolmadan üretebildiği bir alan. Ben bu kitabı her okuyuşumda bunu biraz daha farklı anlıyorum. İlk okuduğum yıl daha çok kadınların tarih boyunca nasıl geri planda bırakıldığına takılmıştım. Bir sonraki yıl “para” meselesi bana daha çok çarpmıştı. Çünkü Woolf’un anlattığı şey sadece edebi özgürlük değil, çok net bir şekilde ekonomik bağımsızlık da. Sonraki okumalarımda ise kitabın içindeki en büyük meselenin aslında insanın kendi sesine sahip çıkabilmesi olduğunu düşündüm. Bu yüzden doğum günümde okumak bana çok anlamlı geliyor. Çünkü yaş almak sadece bir yılı daha geride bırakmak değil bence. Biraz da insanın kendine dönüp “Bu yıl kendime ne kadar alan açtım?”, “Nerede sustum?”, “Nerede başkalarının beklentilerine göre yaşadım?”, “Kendi sesimi nerede duydum?” diye sorması. Virginia
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İletişim Kitabevi · 202148,3bin okunma
Puan vermedi·392 syf.··
2026 52. kitabı
Herkese merhaba Bugün, Kısmetse Olur gibi başlayıp Survivor’a evrilen bir reality şov programının anlatıldığı, Mükemmel Çift ile geldim. Kahramanımız Lyla bilim insanı bir virolog, sözleşmeli olarak; sıtma gibi sivrisineklerden bulaşan ancak çok ölümcül olmayan bir hastalık olan chikungunya üzerine çalışıyor. 2 yıllık erkek arkadaşı Nico ise ; yer aldığı projelere rağmen bir türlü meşhur olamayan yakışıklı bir oyuncu. Bir gün Nico, hayatının fırsatı olacak bir reality şov teklifi alır. Hint Okyanusu’nda bulunan Sonsuzluk Adası’nda çekilecek yarışma da beş çift yarışacaktır. Lyla, hem sevgilisinin ünlü olma fırsatı elde etmesi hem de cennet gibi adada en azından tatil yaparım düşüncesiyle iş yerinden iki hafta izin alıp sevgilisine eşlik eder. İlk görev sonrası yaşanan gerilim, şiddetli fırtınayla kontrolden çıkar. Ana karadan kilometrelerce uzakta, telefonlardan mahrum, yiyecek ve su stokları sınırlı yarışmacılar hayatta kalabilmek için bakalım neler yaşayacaklar? Kitap, psikolojik gerilim kitabı olarak başarılı bir örnek; sürükleyiciydi ve finaline kadar temposu hiç düşmeden devam etti. Sadece fırtına öncesi birkaç görev ve eleme olsa daha mı güzel olurdu bilemedim; ama bu haliyle de çok güzeldi. Türü sevenler kaçırmasın. Keyifli okumalar
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 202681 okunma