Bosna kadınlarının yaşamak zorunda bırakıldıkları hayatı ele alan gerçek bir inceleme/araştırma kitabıdır. Sırp ve Hırvatların kandırılarak sözde milliyetçilik anlayışı ile Bosna'daki müslüman topluma yapılan zulümlerin kadınlar üzerinde bırakılan etkileri ele almış.
İki kadın gazetecinin kimsenin umursamayıp, kör ve sağır taklidi yaptığı bu işkenceleri herkesin duymasını sağlamak için uğraşları beni derinden etkiledi. Okumaya devam edemeyeceğimi düşündüğüm anlar oldu. Gözlerimi kapattığımda o anları ister istemez hayalimde canlandırdım. Düşünürken bile sizleri rahatsız edecek olayların, birilerinin bir yerde yaşamak zorunda bırakılıyor olması eminim ki sizleri de etkileyecektir.
Kitabın ilk sayfasında yayınevinin de desteği ile kitap satışından elde edilen geliri Bosnalılara gönderileceğine dair bir yazı ile karşılacaksınız. Lakin bu durum hala devam ediyor mu bilemeyeceğim ama pek sanmıyorum.
Bilinen kitapçılarda kitap satışı mümkün değil. Herhangi bir internet sitesinden de bulamazsın. Kitap basımı uzun zaman önce durduruldu diye bir yazı okumuştum toplum ruh sağlığını tetiklediği gerekçesiyle. Ne kadar doğru ne kadar yanlış bilemiyorum. Kitabı internet üzerinde satış yapan bazı sahaflarda bulabilirsiniz.
Etnik TecavüzElena Doni · Real Yayınevi · 199418 okunma
Bursa Emniyet Müdürlüğüne bir ihbar geldi;
''Uğur Hoca kız çocuklarına istismarda bulunuyor.''
Yasak aşkının 'Beni hocamdan istemelisin' dediği kadının ifadesi;
''Ahmet, beni badeleme için dergaha götürdü.''
-Hocam cennete gitmek için yapmam gerektiğini söyledi.
Şeyh ile yakın ilişkisi bulunan ve ders verme mertebesine sahip olan tarikat mensubu;
''Karım hocayla cinsel ilişkiye girerse mutluluk duyarım.''
Ensar Vakfı'nın olayları patlak vermeden bir kaç sene önce yani 9 Haziran 2011 tarihinde ortaya çıkan Kırklari Tarikatı adında mevcut sahte dergahın tüm kirli çamaşırlarının ortaya dökülmesini konu alan bu kitap, resmi ifadeler ile desteklenerek ortaya çıkarılmış.
Mevcut işleyiş çok çirkin şekilde ilerliyor. Uğur Korunmaz adında bir kişi tarikatın lideri olarak adını duyuruyor. Daha sonrasında mürid olarak tanıttığı fakat her defasında farklı şekillerde istismara uğrayan bir toplum ortaya çıkarıyor.
İbadet etme anlayışları şu şekilde ilerliyor. İlk önce Şeyh sizlere belirli bir sayıda zikir çekmenizi istiyor. Buna 'vird' deniyor. Daha sonrasında mevcut sohbetlere ve derslere katılmanız gerekiyor. Eğer biraz daha ilerlemek isteniyorsa Şeyh tarafından 'badelenme' ve 'tabi' olma durumunu yaşıyorsunuz.
Peki nedir bu 'badeleme'?
Badeleme; Şeyh ile oral s*ks durumunu yaşamak. Meniyi yutabilirseniz badelenmiş oluyorsunuz.
Peki ya 'tabi' olmak ne anlama geliyor?
Tabi olmak ise badelemenin bir üstü, yani şeyh ile cinsel ilişkiye girmek. Bunun için cinsiyet fark etmiyor.
Bu iki durumu yaşatarak cennette yer dağıttığına inandırmış olan Şeyh maalesef istismarlarına devam ediyor. Asıl acı durum ise, istismara uğrayan kişilerin bunu defalarca kez ve istekli bir şekilde gerçekleştiriyor olmaları.
Müridler sadece Şeyh'in geçiş yapabildiği 'sır odası' adı
Yine de, bu manevi can çekiş hali, belki de kendisinden önceki acı ve kendisinden sonraki ceza kadar korkunç değildir; bu, size açık uçurumu ama aynı zamanda uçurumun dibindeki hiçliği gösteren baş döndürücü bir tesellidir.