Sare

Sare
@mai13
Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım.
Unutmak. Eğer unutmak diye bir şey olmasaydı, yaşam da olmazdı. İnsan, unutmadan hayatını sürdüremez.
Sayfa 31 - ahmet·Kitabı okudu
Reklam
“Ama... Ama bu, ev gibi değil ki. Kitap ormanı sanki.” “Korkmayın ayakta kalmazsınız, bir koltuk, sandalye bulunur” dedim. “Kitap sütunları da üstünüze devrilmez. Ben istemediğim sürece tabii. Çünkü mühendislik sezgisiyle dizildiler.”
Sayfa 25·Kitabı okudu
“Zirveye çıktıkça konuşacak şeyler ne kadar da azaldı, elimizde kalan düşünceden başkası değil, içimde konuştuğum kim? Hiçbir harf, hiçbir kelime gereksinimi hissetmeden devam eden en bu iç konuşmalarımı dinleyen kim?”... Birisinin kendisini dinlediğini biliyordu Hatice binti Huveylid... İnsanların gürültüsünden kaçtıkça, onu dinleyen ve her halinden haberdar olan Allah’ı Hira Dağı’ndaki uzlet tırmanışlarında yakinen hissediyordu...
Sayfa 241
Din
Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen törenin hüküm sürdüğü çölde, El-Emin kendisini gülümseyerek şöyle takdim ederdi: “Ben... Kızlar Babasıyım...”
Sayfa 210
Din
Rüzgar, şayet kulak verilse, konuştuğu işitilecek letafette... Ay ve Güneş bu saadet hanesi üzerine doğabilmek için sanki biriyle yarışıyor gibi... Güneş gül misali yanıyor, gecelerde mercan parlıyor, bahçeyi ve evi dolduran tatlı esinti, içinde binlerce şarkıyı taşıyor...
Sayfa 174
Din
Reklam