“Çünkü gerçek hayatta insanın kendisinden başka kahramanı yoktur.”
Polisiye tutkunları, toplanın! Dedektif ve katil arasındaki kedi fare oyununu sevenlerin kaçırmaması gereken, okumaya başladığınız andan itibaren zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız enfes bir roman ile karşınızdayım bugün: “4.Maymun” ile. Uzunca bir süredir kitaplığımda bekleyen bu kitabı okumama vesile olan @her_haftaya_1_kitap ‘a teşekkürü bir borç bilirim ayrıca.
Bir seri katilin soğukkanlı bir şekilde işlediği cinayetler Chicago’daki herkes, hatta muhtemelen dünyadaki herkes tarafından biliniyordu. Yalnızca bir seri katil olarak değil, kurbanlarının vücutlarından çeşitli parçaları keserek ailelerine yollamasıyla da meşhurdu: Kaçırılmalarından iki gün sonra kulakları, ondan iki gün sonra gözleri, ondan da iki gün sonra ise dilleri... Ona üç maymun figüründen yola çıkarak, 4. Maymun Katili diyorlardı. Bir sabah Hyde Park yakınlarında bir otobüsün çarpması sonucu hayatını kaybeden yayanın o olduğu yönünde haberler yapıldı, başka kim yanında bir kulak ile gezerdi ki? Chicago Polis Departmanı’nın Cinayetleri araştırması için görevlendirdiği dedektif Samuel Porter, ipuçlarını takip ettikçe, kendisini tahmin edemeyeceği olayların içinde buldu. O ve ekibi, atacakları her adımı önceden bilen, esrarengiz olduğu kadar da çok zeki olan bir adamla karşı karşıyaydılar...
Kalemi çok güçlü bir yazardan, soluksuz bir kitaptı okuduğum. Bu kanlı polisiye aynı zamanda bir üçlemenin ilk kitabı. Serinin ilk kitabı öyle bir yerde bitiyor ki devam kitabını okumak için çıldırtıcı bir istek duyuyorsunuz. Bu yüzden 4. Maymun ve 5. Cinayet kitaplarını birlikte temin etmenizi öneriyorum. Heyecanlı polis soruşturmasının aralarına serpiştirilen, katilin geçmişini aydınlatan günlük sayfalarını okumaktan da aşırı zevk