“Bazen öğrenmenin tek yolu yaşamaktır.”
Mutluluk sadece önemli sandığımız seçimlerde mi gizli? Yanlış giden her detayın sorumlusu gerçekten biz miyiz? Hayatı yaşanılır kılan ne? Değişmesini istediğimiz bir dünyada kafamızda bu sorularla birlikte sıkışıp kalmışken bu romanı incelemenin tam sırasıydı. Karşınızda, İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden Matt Haig’in 2020 Goodreads Ödülleri oylamasında “Yılın Romanı” seçilen eseri “Gece Yarısı Kütüphanesi”. Okuma grubumuzla okuduk ve bayıldım.
Nora, hayatı boyunca yaptığı birçok seçimden pişman olmuş bir kadın. 30’larının ortalarında, kedisi ölen, abisi onunla konuşmayan, işinden kovulan, ömrünü sevmediği bir kasabada çürüten bir kadın... Art arda alınmış kötü kararların sonucunda da kendini bir kütüphanede buluyor; saatin sürekli 00.00.00 olduğu, Gece Yarısı Kütüphanesi. Bu kütüphanedeki sayısız kitabın kendi seçimleri doğrultusunda yaşanacak “paralel hayatlar” olduğunu öğreniyor. Tabii bir de kocaman bir Pişmanlıklar Kitabı var. Böylece pişmanlıklarıyla yüzleşmek ve ‘ya farklı davransaydım ne olurdu’ sorusuna cevap bulmak için yeni hayatların içinde buluyor kendini. Nora, mutluluğu paralel hayatlarından birinde mi yakalayacak? Yoksa, eski pişmanlık ve mutsuzlukların yaşandığı kök yaşamına mı dönecek? Ya da, bir tık ileri giderek ölümün gerçek yüzü ile mi tanışacak?
Kime sorsak, hayatında değiştirmek istediği bir şey mutlaka bulur, ikinci şansı ister. İşte bu kitap; ikinci, üçüncü hatta sonsuz şansın verildiği bir kadının hikâyesi. Nora’nın pişmanlıklara, olasılıklara ve yeniden seçme imkânına dair çıktığı yolculukta, insanın en temel sorunlarını konu alan bir kurgu. Son dönemde okuduğum en güzel kitaplardan. Dili ve kurgusuyla müthiş bir okuma keyfi sunarken tartıştığı konularla okuyucuya aydınlanma yaşatıyor. Yas
“İnsan; okyanusun ortasına bırakılmış, amaçsızlığına çözüm bulmaya çalışan zavallı bir canlı türü.”
Selam kitap tutkunları! Bugün karşınıza, sizlere; felsefeyi, düşünmeyi ve sorgulamayı daha çok sevdirecek nitelikte olduğunu düşündüğüm bir eserle geldim. @monakitap dan çıkan, Serol Aksel’in kaleme aldığı “Yeni Dünya’nın Açmazları” ile. Eğer siz de felsefeye giriş yapmak istiyorsanız ya da hali hazırda felsefe kitaplarını okumaktan hoşlanıyor ve yeni öneriler arıyorsanız bu post tam size göre.
Yazarımız esasında ODTÜ Fizik bölümü mezunu. Bir gazetenin felsefe tarihini karikatürle anlatan bir kitapçık yayınlamasıyla körükleniyor felsefe merakı. Sonrasında okuduğu kitapların çoğu felsefe ile ilgili oluyor. Yazmaya da başlıyor; önce gazete bloglarında sonra kendi blogunda... Paylaşmaya değer gördüğü farklı konulardaki yazı ve makalelerini kitaplaştırma kararı alıyor. Böylece şu üç bölümden oluşan kitabı meydana geliyor: Öğretiler, Yorumlamalar ve Yansıyanlar.
Felsefe kitaplarında rastlanılan kapalı anlatım ve ağdalı dili bir kenara bırakarak, kimi yerde ciddi bir bilgi paylaşımı olsa da, çoğunlukla okuyucuyla sohbet eder havasında kaleme almış konuları Aksel. Bunun okurlar için daha rahat bir okuma deneyimi sağladığını düşünüyorum. Zira, öncelikle felsefeye duyulan ilgiyi motive eden ve anlaşılır metinleri okuyarak başlamanız, sonraki süreçte ilgi duyduğunuz alanlara dair daha kapsamlı metinleri okumanızı kolaylaştıracak. Kitabın bölümler ve başlıklara ayrılmış olmasından da oldukça hoşlandım. Bu sayede, ilgi duymadığınız bir konu başlığıyla karşılaşsanız dahi, gün gelip de o konuya dair merakınız uyanınca, bu kitaba tekrar başvurabileceksiniz. Unutmayın ki, felsefede aynı konuları ve bilgileri okusanız bile, farklı yazarların yaklaşımları sizlere yeni kavrayışlar ve