“Mesele şu ki aptalca fikirler, işe yaradıklarında dâhice fikirlere dönüşürler.”
Bilimkurgu tutkunları, kemerlerinizi sıkı bağlayın! Uçuşa geçiyoruz. Marslı kitabı ile adını tüm dünyaya duyuran yazar Andy Weir’dan heyecan, mizah ve bilim dolu, soluk soluğa okuyacağınız bir macera ile karşınızdayım bugün: “Kurtuluş Projesi” ile. Kasım ayında okuma grubumuzla okuduk ve ba-yıl-dım. ️
Ryland Grace insanlığın son çaresi olarak, Güneş'i ‘güneşyiyen' bir mikroorganizmadan korumanın ve Dünya’nın Buzul Çağı’na girmesini önlemenin yollarını bulmak için uzaya çıkan bir mürettebattan hayatta kalan tek kişi... ve hedefine ulaşamazsa Dünya yok olacak. Fakat bunu; küçük bir laboratuvarda, zeki olmayan bir bilgisayar ve mumyalaşmış iki oda arkadaşı dışında kimseden yardım almadan, kim olduğunu dahi hatırlamazken başarmak zorunda. Doğru okudunuz, kahramanımız adını bile hatırlamıyor! Böylece; merak duygusunun asla körelmediği, flashbackler (anımsamalar) ile sürükleyici bir hâl alan mükemmel bir macera başlıyor. Sorunu ortadan kaldırmak için ona yardım edecek süpriz bir misafir de cabası...
Uzun zamandan beri okuduğum tartışmasız en iyi bilimkurgu eserlerinden biri “Kurtuluş Projesi.” Hatta, son yıllarda okuduğum en iyi kitaplardan biri. Temposunu hiç kaybetmeyen harika bir hikayeye ve birçok duyguyu aynı anda hissettiren etkileyici bir finale sahip. Bu kitabı okumak hayatınızda gördüğünüz en iyi fen bilgisi öğretmeniyle uzay yolculuğuna çıkmak gibi... Ödeviniz de dünyayı kurtarmak. Grace, inanılmaz bir karakter zaten. Zekasını bir kenara bırakın, aynı zamanda çok komik. Çok sevdiğim Rocky karakteri ile olan diyaloglarını da yüzümde bir tebessüm ile takip ettim. Kitabın samimi ve mizahi dili okurken hiç sıkmıyor, sadece yer yer gerçek bilimsel verilere dayanan bir dil hakim ve bunu
“Ve insan ancak rüyada, düşüncelerde hür ve ölümsüzdü...”
Aytmatov tutkunları, toplanın! Kırgız edebiyatının en büyük yazarından biri olan ve dünya edebiyatının da 20. yüzyıldaki en önemli isimlerinden biri hâline gelen Cengiz Aytmatov’un eserleri içerisinde mitik, sembolik değer yüklemesinin en yoğun olduğu metinlerden birisi ile karşınızdayım bugün: “Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek” ile.
Kirisk, deniz kıyısında yaşayan bir ailenin küçük çocuğudur. Yaşadıkları yerde insanlar balık veya fok avlayarak hayatlarını devam ettirmektedirler. Bir anlamda deniz asli yaşam kaynaklarıdır. Erkek çocukları ise belli bir yaşa geldiklerinde rüştlerini ispatlamak adına ilk kez avlanırlar. Kirisk de babası Emrayin, amcası Mılgın ve köyün iyi avcılarından bir aksakal olan Orhan Dede’yle ava, erginleşmeye, yolculuğa çıkar. Birkaç gün sürmesi planlanan av sis dolayısıyla uzar. İçecek suyun tükenmesi durumu karşısında büyükler, küçük çocuğun yaşama tutunması adına kendilerini okyanusun karanlık sularına bırakırlar. Küçük Kirisk yeryüzüyle bağı kopmuş olan sandalda, uçsuz bucaksız denizde artık bir başınadır...
Üç neslin trajedisinin paylaşıldığı Deniz Kıyısında Koşan Ala Köpek, taşıdığı onlarca mitolojik, sembolik değerle zengin bir söz katmanına sahip metinlerden birisi. Okuyucuyu hüzünlendiren ve tesiri altına alan bu hikaye, aynı zamanda Aytmatov’un yakın arkadaşı olan Vladimir Sangi’nin başından geçen gerçek bir olay. Ayrıca Aytmatov’un eserlerini okuyanlar gayet iyi bilirler ki yazarın öykülerine daha çok bozkır mekanı hâkim. Bu sefer alışılagelenin aksine, Aytmatov mekân olarak denizi kullanıyor ve Beyaz Gemi romanında olduğu gibi bu kitabında da okuyucularına insanlığın en büyük erdemlerinden olan metanet ve fedakarlığın trajik hayatlarımızda ne kadar büyük bir öneme sahip