makdîsli birii

makdîsli birii
@makdislive02li
Geri dönüşler hep sanadır ... القدس
Son itiraf
Seneler geçti, sevgili Manuel Valaders. Bugün kırk sekiz yaşındayım ve bazen kendimi hasreti öyle kaptırıyorum ki hâlâ çocuk olduğunu zannediyorum. Her an ortaya çıkıp bana sinema yıldızı kartları ya da misketler getireceksin sanki. Hayatın şefkatli yanına bana sen öğreteceksin sevgili, Portuga. Bugün çocuklara misketler ve kartlar dağıtmaya çalışan benim çünkü şefkat olmayınca hayatın pek değeri kalmıyor. Şefkat göstermek beni bazen mutlu ediyor, bazense yanıltıyor, ki bu ikincisi daha sık oluyor . O günlerde ,yani beraber geçirdiğimiz günlerde, henüz hiç duymamıştım, uzun yıllar önce bir Budala Prensin gözlerinde yaşlarla bir sunağın önüne diz çöküp ikonlara sorduğu şu soruyu: "Küçücük çocuklara her şeyi neden anlatmak gerek?" Hakikaten de sevgili Portuga ,bana her şeyi çok erkenden anlattılar. Hoşça kal!
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

makdîsli birii

, bir kitap okudu
10/10
·145 syf.·
Beğendi
·
20 günde okudu
·
2023 8. kitabı
Nurettin Topçu
9.3/10 · 4.815 okunma
İnsanın affedilmez şaşkınlığı, düşmanı kendi dışında aramasıdır. Dışımızdaki düşmanın bedenden ruha geçmesi ve ruhu tam kaplayıp karartması zordur. Kimi parayı ,kimin fitneyi,kimi de kendi zevklerini kullanan bütün vasıtalı düşmanlardan en fenası ,dostların düşmanlığından da çok kendi zaaflarımız ve kendi ihtiraslarımız, aşkı kendi içimizde boğan bizdeki canavar bizi nasıl düşmanımızdır .Oscar Wilde' ın şu sözü herkes için, her zaman yerindedir;"Âlemin bana yaptığı ne kadar müthiş olursa olsun, benim bana yaptığım daha müthiştir."
Zulüm Ve Düşman
...Hayat yolunda fırsat bulup da kuvvete dayanan her insan etrafına zulüm yapmak istiyor....
... Şu halde hayat, ölümle ölüme karşı koyan kuvvetler arasında bir ömürlük mücadeleden başka bir şey değildir. Bedende olduğu gibi ruhun hayatında da emellerle ümitler ölüme karşı koymak isterlerken, günün birinde ya beden kuvvetleri tükenerek ölüme teslim oluyorlar ya da onları isteyen ruh kuvvetleri iflas ettiği için ölümün kucağına sığınıyorlar . Ruh kuvvetlerinin, bir haksızlığa isyan eder gibi kendilerine eriten haller karşısında , ölümü istemekle ondan nefret arasındaki boğuşması , bedbaht bir şaire , "Bû sıfır nedir hesâb içinde ? Erkam ona inkılâb içinde. " dedirtmişti. Bütün çile ile dolu bir hayatın imtihanından sıfırla ayrılmak vicdanın ölçülerine sığmıyor . Acaba ölüm olayının varlığa sunduğu mutlak sıfır mı ? Ölüm hiçliğin kapısı mıdır ? Gerçekte bu sıfır ,hayat imtihanın sahnesinde de gözüküyor. Her şeyin fâni ,vefasız oluşu olayların üzerimizdeki izleri olan hatıraların da zamanla silinmesi ,unutmak denilen müthiş hem de kurtarıcı musibet ,daha yaşarken hayat yolunda adım adım öldüğümüzü göstermiyor mu ? Her şey bir hiçe doğru götürüyor sanki . Bunca varlıkların gayesi ,varlıkların hikmeti bizi bir yokluğa teslim etmekmiş . Ölen varlıktan bir eser , en ufak bir iz ,ancak kendinin olan bir unsur kalsa ümit de yaşayacak , sanki ölmeyeceğiz . Lâkin ölüm, bizde bizim olan her şeyi silip süpürüyor . Kaybedilen sade kendi varlığımız da değil ;onunla birlikte bütün kâinatı kaybediyoruz . Her zerresi bizimmiş gibi sahiplik duygu ve iradesiyle yaşadığımız bu kâinatın biri zerresini bile feda edemezken bütününü birden bırakıp da gitmek , insanın kendi gücüyle başaramayacağı bir imtihandır. İnsanın kendinden ve kendi kâinatından ölümün alıp götürdüğü şeyler sayısız denecek kadar çoktur . Bütün hayat boyunca varlığımızı adım adım takip eden ölüm, bu yenilmez
Sayfa 48 - Ölüm Sırrı·Kitabı okudu