Mehmet Akif Çelik

Onu bulan her şeyi bulur, O'nu kaybeden neyi bulurdu ki. Boşuna söylenmemişti. "Asıl yar yaradandır" diye. Birde asıl yâre vasıl olanlardı dostlar. Gerisi hakikatte yara açanlardan başkası değildi.
Sayfa 31
1K
Mehmet Akif Çelik
Hû…
“Kalp aynasını o kadar iyi cilalamak gerekir ki, o kalp Allah’ın tecelligâhı olsun, Allah’ı aksettirsin. Kalbi dünyalık olan her şeyden boşaltmak lazım ki Çalap oraya taht kursun.”
Sayfa 115 - Kemal Sayar·Kitabı okudu
Mehmet Akif Çelik
Bahsi geçen “Çalap” kelimesi daha çok eski Türkçede kullanılan bir sözmüş. Anlamı “Tanrı” manasına geliyormuş.
Eşyâ, Allâh ve İnsân
Allah'ı inkar ediş, bence, insanın kendinden uzaklaşmasından doğuyor. Eşyaya doğru gittikçe, kendinden ve büyük Bütünden uzaklaşmış oluyor insan. Bunun için belki, eşyadan soyunup, kendin den ibaret kalan kişi kolaylıkla Allah'ı bulabiliyor. Allah'a inanı ne kadar az olursa olsun, büyük bir te Jaket anında insan Allah'ı neden hatırlar? İnsan o anda bütün eşyadan tecerrüt etmiştir de ondan. Zelzelede, su baskınında, ölümün yaklaşmasında, böyle. Demek ki, Allah'a inanmak, inkarcıların sandığı gibi, sonradan olma, geleneğin getirdiği, insanların aldatması ve aldanması ile ortaya çıkan bir şey değildir. Asıl inkârdır ki, sonradan bulaşır, öğretilir insanlara, onunla insanlar aldatılır, hatta bu aldanış, bir gelenek halini alır. Bütün arıziliklerden sıyrıldığımız anda, Allah'ı en kesin ve keskin bir buluşla buluyoruz. Ama üzerimize, eşya yürüdükçe, eşyanın bizi kuşatması, içine girdiğimiz medeniyetin bir kaçınılmaz şartı oldukça, Allah' bulmak güçleşiyor, ondan gittikçe uzaklaşıyoruz. Tarihe de bakılırsa, Allah'tan iraklaşma çağları, eşyanın çoğaldığı, insanın «eşya yapan varlık» olarak tanındığı çağlardır, materyalist çağlardır. Eşya arttıkça, Allah'la insan arasındaki yolda, insan adım başında kapaklanıyor. Barikatlar artıyor çünkü. Araya eşya ile garip bir oyun giriyor.
1000k
Mehmet Akif Çelik
Öyle, kendini bilmeyen Allah‘ı bilmez.