Osmanlı Devleti’ni merak edenlerin hayranlıkla okuyacağı bir kitap. Osmanlı Devleti’ne ait merak ettiğiniz bir konu eğer bu kitabın içinde incelenen konularda yer alıyorsa, kesinlikle aydınlanmanıza yetecektir.
II.Abdulhamid’den Fatih Sultan Mehmed Han’a, Lale devrinden Osmanlı’da harem kültürüne, eski İstanbul mahallelerinden Osmanlı’da hamam kültürüne, Payitaht Bursa’dan Serhad Şehri Edirne’ye kadar Osmanlı Devleti ile ilgili yirmiden fazla konuya yer verilmiş.
Tarihimize, Osmanlı’ya ve bazı padişahlara yaklaşımımız hep siyasi oldu. Kelle uçurmayı ve yok saymayı çok seviyoruz.
Bir dönem Amerikan mandasını düşünen Halide Edib Adıvar kimi kesim tarafından çok eleştiriliyor, halbuki Halide Edib yıllar sonra Türkiye’ye döndüğünde ‘’Atatürk haklıymış, özür dilerim.’’ der ve konuyla ilgili açıklama yapar. Halide Edib Adıvar, Kurtuluş Savaşı’mızda bizzat cephede savaşmış, onbaşı rütbesini elde etmiştir. Türk kadını için o dönem yaptıkları ve meşhur Sultanahmet mitingi ortadadır.
Sultan II.Abdulhamid bu ülkede kimisine göre kızıl sultan, kimisine göre ise ulu hakandır, bu hatayı zamanında ben de yapmış biri olarak bu kitaptan sonra yapmayacağıma kendi adıma söz verdim.
Bu ülkede kimi kesim ben Osmanlı torunu değilim, ben Osmanlı’yı tanımam diyor. Çok yanlış çünkü bizler Fatih’in Kanuni’nin Yavuz’un torunlarıyız bizim geçmişimiz orası.
Tüm bu bahsettiklerim ile ilgili olarak İlber Ortaylı kitabında şöyle diyor;
‘’ Bazıları Osmanlı’yı reddederim diyor, adam zannediyor ki pasta keser gibi tarihi kesebilir. Mümkün değil. Böyle bir şey olabilir mi? Bir kere Cumhuriyet’i kuranlar Osmanlı paşaları, Osmanlı erkân-ı harbiyesidir. Demek ki reddi miras sosyal düşünceye, sosyal realiteye uymayan bir şeydir. ‘’
Tarihin gerçek anlamda son cihanşümul imparatorluğu olan Osmanlı
🗞Yeni Çağrı Gazetesi’nde bu haftaki yazımda Victor Hugo’nun ‘’Bir İdam Mahkûmunun Son Günü’’ romanına yer verdim.
▪︎▪︎▪︎Darağaçları, idam sehpaları asırlar boyunca insanların vahşice katledilmesinde kullanıldı.
Ancak dünyada, bütün ulusların ve devrimlerin kökünden sökemediği tek ağaç olan bu darağacına karşı çıkanlar da vardı. Onlardan biri de Fransız edebiyatının ünlü yazarlarından Victor Hugo’ydu.
📍Victor Hugo, Bir İdam Mahkûmunun Son Günü için ön söz kısmında, "Bu eser herhangi bir suç nedeniyle, herhangi bir gün idam edilen, herhangi bir mahkûmun savunması için herhangi bir hâkime yazılmıştır. Ve savunmanın da yargılama kadar kapsamlı olması için kaleme alınmıştır." sözlerine yer veriyor
📍"Demir parmaklıkların sağlamlığına güvenmiyorsanız, hayvanat bahçelerini açmaya nasıl cesaret ediyorsunuz?"
Victor Hugo’nun hayatı ve kanonlar arasına adını yazdırmış meşhur eseri Bir İdam Mahkûmunun Son Günü ile ilgili çok daha fazlası sayfa-8’de köşemde.
e-gazete linki:
egazete.yenicagri.com/basili-gazete-s...
e-sayfam linki:
yenicagri.com/victor-hugo-bir...
📍Çok okuyun, kitapla ve sevgiyle kalın.
#YeniÇağrıGazetesi #KöşeYazısı #YeniÇağrıKöşem #Makale #KöşeYazarı #VictorHugo #BirİdamMahkumununSonGünü #KitaplarıİnceleyenBirMühendis
Bu kitaba geçen hafta Yeni Çağrı Gazetesi'nde köşe yazımda yer vermiştim.
yenicagri.com/turkiyenin-ilk-...
Ancak kitap incelemesi olarak da sayfamda durması gereken eserlerden biri olduğunu düşünüyorum.
Kitap Cumhuriyet’in ilanından sonra tam olarak çağdaş, ulusal ve demokratik bir ülke olma yolunda neler yaptığımızı, kurucusundan okuyacağınız eşsiz bir eser.
Mustafa Kemal Atatürk’ün 1 Mart 1924 günü yaptığı meclis konuşması ile başlarken, 1 Kasım 1938 günü Atatürk adına Başvekil Celal Bayar tarafından okunan meclis konuşması ile son buluyor.
Bu ülkede Mustafa Kemal Atatürk’ü İslam dini ile ilgili eleştirenler mevcut ve halifeliği kaldırması yine kimi kesim tarafından eleştiri alıyor. Kitapta Paşa’nın meclis konuşmasında İslam dini ile ilgili söylediklerinden, İslamiyet’e verdiği önemi ve kıymeti net bir şekilde anlıyorsunuz. Ben de Paşa'mın bu sözlerine yer vererek, O'nu eleştirenlerin aydınlanmasını istiyorum.
‘’Bunun gibi bağlılıktan memnun ve mutlu bulunduğumuz İslam dinini, asırlardan beri uzlaşılmış şekilde bir siyaset aracı konumundan arındırıp yüceltmenin gerekli olduğu hakikatini gözlemliyoruz. Kutsal ve ilahi olan inanç ve vicdanlarımızı muğlak ve renkten renge giren ve her türlü çıkar ve ihtirasların belirdiği sahne olan siyasetten ve siyasetin bütün organizmasından bir an önce ve kesin olarak kurtarmak milletin bu dünyadaki ve öte dünyadaki mutluluğunun emrettiği bir zorunluluktur. Ancak bu şekilde İslam dininin yücelikleri açığa çıkar.’’
Halifeliği kaldırmış olabilir ancak 429 sayılı kanunla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığına bağlı bir teşkilat olarak 03.03.1924 günü Diyanet’i kuran da Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Bu kitap ilkokullardan başlatılarak, üniversite hayatının son sınıfına kadar tüm öğrencilere okutulmalıdır.