lokman

lokman
Öğretmen
Lisans
İstanbul
260 okur puanı
Ocak 2017 tarihinde katıldı
10/10
·136 syf.·
2018 10. kitabı
Dikkat!!! Bu bir roman değil, iki kapak arasına sıkıştırılmış 'bir yumak acı'... Lügatlardan silinmesini istediğim yegane kelimedir "Savaş". Çocuklar hiç mi hiç tanışmasa onunla. Anlamını da alıp öylece yerin dibine batsa. Ya da yok yok yerin dibine değil, çünkü orada bir avuç toprak uğruna yiten canlarımız var bizim. En iyisi mi yok olup gitsin tüm hayatlardan. Bir daha asla geri dönmemek üzere... Harika bir kitaptı. Savaşı anlatan bir kitap, hiç harika olur mu? Aytmatov, öyküyü çok iyi bir şekilde betimleyip, karşı tarafa aktarabilmiş. Savaşın gölge düşürüp kararttığı bir ortam, nasıl iyi bir şekilde betimlenebilir ki? Okurken beni ikileme düşüren sorulardı bunlar. Uzun zamandır böyle bir kitap okumamıştım, oldukça akıcı. Okutuyor kendini, öyle bir okutuyor ki kitap, siz onu bıraksanız bile, en azından bu acıdan biraz uzaklaşıp soluklanmak adına, ama o sizi terk etmiyor. Böyle olunca da bir rüzgar gibi okuyup geçiveriyor insan. Ama bu öyle narin rüzgarlardan değil. Başlı başına bir fırtına... Okurken gözyaşları da eşlik etmeyi ihmal etmiyor bu yangına, fırtınaya... Toprak Ana, bence enlerden biri olmalı. Her ne kadar ince bir kitap olsa da savaşı kendine hapsedebilmiş. Diğer savaşı konu edinen kitaplardan farkı, savaşın yalnızca cephede yaşanmadığına açıklık getirmesi. 'Savaş sadece cephede yaşanan bir afet değildir'. Cepheye giden canların, ardında kalan hayatları da savaşa dahildir. Annesi, kardeşi, eşi, hayalleri, tarlası, buğdayı, başağı... Aytmatov işte tamda burada devreye giriyor. Bir perde aralıyor cephenin çok ötelerine. Savaşı anlatmasına rağmen kitapta tek bir top, tüfek sesi yok. Kara dumanlar yok, sis yok. Ama feryat var, gözyaşı var. Mücadele var, direniş var. Kitaba en başından beri işlenen 'ana gücü' var. Fakat yalnızca bütün bunlar bile o acıyı
Edebiyat
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202278bin okunma
lokman
👏👍
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ey Güneş, bak bu benim karımdır ! Ne kadar güzel değil mi ? Yüzgörümlüğü olsun diye ışınlarını gönder, sıcaklığını, aydınlığını ver !
Sayfa 15
lokman
Eyy Güneş biraz serinlet o zaman:)
Puan vermedi·224 syf.·
2018 3. kitabı
Gülsarı bir attır. Eşine az rastlanır bir at, öyle soylu, öyle iyi eğitilmiş, yorga (rahvan) ve doğuştan tulpar bir at. Bilirsiniz at, Türk töresinde önemli bir varlıktır. Kültürümüzdeki yeri yıllar öncesine dayanan, Orta Asya'dan Anadolu'ya olan serüvenimizde hep yanımızda olan at sadece bir hayvan veya taşıma aracı değil, bir can yoldaşı ve yol arkadaşıdır. Hatta kutsallaştırılmış olan nice nice örneği vardır Köroğlu'nun kır atı gibi. Babam ve amcalarım da yıllar yılı atlarla uğraştıkları, at alıp satarak geçimlerini sağladıkları için atlarla iç içe büyüdüm. Çok iyi anlayabiliyorum Aytmatov'un bir at üzerinden ünü dünyaya yayılan bir roman çıkarabilmesindeki hissiyatının gücünü ve içtenliğini. Hisli ve zeki hayvanlardır atlar, bağlanırsınız. Kitaba gelince; bir gün hatta bir günün yarısına sığdırılmış zaman diliminde, kahramanımız Tanabay'ın ölmek üzere olan Gülsarı ile olan son yolculuğu ve bu yolculuğa sığdırılmış koskoca bir mazi anlatılır. Ama o anlatım ne deyişler, ne dostluklar, ne zorluklarla ne betimlemeler içerir. Bizim evde çok döner at muhabbeti, bakıyorum da burada geçen konuşmalar olsun benzetmeler olsun Tanabay'ın Gülsarı'ya şefkati, davranışı nasıl da babamı getiriyor gözümün önüne. Diyeceğim o ki; o kadar ayrılığın ve uzaklığın içinde yine bana bizi-aynılığı yaşattın Aytmatov, var ol! Evet evet, bence de okumalısınız ^_^
Elveda GülsarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202321,2bin okunma
lokman
Çok güzel özetlemişsiniz hocam.Ağzınıza kaleminize sağlık...
“Bu dünya soğuk. Rüzgar genelde ters yöne eser. Limon ağaçları kurur. Bahaneler hep hazırdır. Güzel günler çabuk geçer.” Cahit Zarifoğlu
lokman
Öyle çabuk geçiyor ki nasıl geçtiğini insan anlayamıyor maalesef