Hâlâ daha bir şey konuşmamıştık . Fakat artık buna hayret etmiyordum .Onun sessiz sedasız yaşayışı ,tahammül edişi ,insanların zaaflarına merhametle ve edepsizliklerine eğlenerek bakışı kâfi bir irade değil miydi?Beraber yürüdüğümüz zamanlar yanımda gidenin bir insan olduğunu bütün kuvvetimle hissetmiyor muydum?Bu sıralarda,insanların birbirlerini aramaları,bulmaları ve birbirlerinin içini seyretmeleri için konuşmanın neden muhakkak surerle lazım olmadığını,neden bazı şairlerin boyuna,tabiatın güzelliği karşısında yanlarında konuşmadan gidecek birini aradıklarını anladım.Yanımda ağzını açmadan yürüyen ,karşımda ses çıkarmadan,çalışan bu adamdan ne öğrendiğimi iyice bilmediğim halde,bana senelerce ders veren birinden öğrenebileceğimden çok daha fazla şeyler öğrendiğime emindim
Şimdiye kadar tesadüf ettiğim insanlardan bir tanesi benim üzerimde belki en büyük tesiri yapmıştır. Aradan aylar geçtiği halde bir türlü bu tesirden kurtulamadım ne zaman kendimle baş başa kalsam onun saf yüzü,biraz dünyadan uzak,buna rağmen bir insana tesadüf ettikleri zaman tebessüm etmek isteyen bakışları gözlerimin önünde canlanıyor.
Halbuki ne şeytanı azizim ,ne şeytanı ? Bu bizim gururumuz,salaklığımızın uydurması ...İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu ...İçimizde şeytan yok .İçimizde aciz var.Tembellik var .İradesizlik,bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç şey : hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var