Mehmed Akif: Bir Karakter Heykelinin Anatomisi, Prof. Dr. Orhan Okay, Akçağ Yayınları, Ankara, 3. Baskı, 2005, 143s.
Kitap, “Ön Söz”, “Giriş” ve on bölümden oluşmaktadır. Kitabın “Ön Söz” kısmında Aralık 1986 tarihi geçmesine rağmen ilk baskısı 1989 yılında yapılmıştır. Muhtemelen bunun sebebi 1986 yılı kasım ayından başlamak üzere Akif’in ölümünün ellinci yılı münasebetiyle bir dizi anma programı tertip edilmişti ve bu kitap da bu anma yılında hazırlanmış veya hazırlanmaya başlamıştı. Kitap, Okay’ın Beşir Fuad, Necip Fazıl, Ahmed Hamdi Tanpınar gibi Türk edebiyatının öncü isimleri için biyografi türünde ortaya koyduğu eserlerden biridir. Fakat Okay’ın yazdığı biyografiler salt hayatı anlatan eserler olmaktan ziyade, ilgili yazarın edebiyata taalluk eden yazı ve düşüncelerinin yanında kültür tarihimiz içindeki yerini, yazarların eserleriyle tarihsel bir paralellik taşıyacak şekilde sunması açısından diğer biyografilerden ayrılmaktadır.
Okay, “Ön Söz”de (s.7-9) belirttiğine göre Akif’in üzerinde durulması gereken asıl yönü onun karakteri olmalıdır. Bunun da eserlerinin şahsiyetiyle ilişkisi kurularak ele alınması gerekir. Zaten Akif’in Türk milleti tarafından sevilmesinin en önemli sebebi eseriyle beraber şahsiyetidir. Bir diğer husus ise içinde yaşadığı toplumun sorunlarını belirleyip bunlara çözüm getirmeye çalışan Akif’in kendi iç dünyasında bir yalnız adam hüviyeti taşımasıdır. Okay da kitapta bu yalnız adamın inançlarını, şüphelerini, tereddütlerini, mistik duygularını, aktivitesini, inzivasını sezdirmek istemiştir.
“Giriş” (s. 11-17) kısmında Akif’in kısaca resmî hayatı anlatılmıştır. Bu bölümde Akif’in görev aldığı resmî veya gayr-ı resmî kuruluşlara değinilmiştir. Bu kuruluşlar; Teşkîlât-ı Mahsûsa, Dârü’l-hikmeti’l-İslâmiyyin, İttihat
Mehmed AkifM. Orhan Okay · Akçağ Yayınları · 025 okunma
Walter Benjamin’in felsefe, yazın ve özellikle estetik alanındaki önemi 20. yüzyılın ikinci yarısında giderek artmıştır. Yapıtlarının temel sorunsalı sanatın yeni biçim ve işlevler kazandığı konusu ve bunun nasıl ele alınması gerektiğidir. Çünkü genel olarak bakıldığında sanat yapıtının teknik açıdan yeniden üretilebilir olması, sanatın biricikliğini ortadan kaldırır. Benjamin sanat yapıtının yitip giden bu özelliğini “aura” terimiyle kavramsallaştırmıştır. Benjamin, resim, müzik, heykel gibi tek ve asıl olanı temele alan bir sanat yapıtı ile fotoğraf, sinema, televizyon gibi çoğaltmaya yönelik tasarlanan sanat yapıtı arasında ayrımlar yapmıştır. Benjamin’in bu konuda geleneksel sanatın teknik yanını küçümsediği, buna karşılık, tekniğe bağımlı olan sinemayı gereğinden fazla abarttığı belirtilmiştir. Burada sorgulanan şey daha ziyade teknik değişimin gerçekten ileri bir popüler sanata yol açıp açmayacağıdır. Eserlerinde, toplumdaki ortak değerlerin çözülmesiyle modern sanatta alegorinin gelişimi arasındaki ilişkiyi de incelemiştir. Kısaca sanatın yeni biçim ve işlev kazanması Benjamin’in eserlerinin başlıca konusu olmuştur. Siyasi anlamda da kurtuluşu giderek sosyalist devrimle özdeşleştirmiştir.
Değerlendirdiğimiz Son Bakışta Aşk, Benjamin’in özellikle edebiyatla ilgili denemelerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuştur. Benjamin’in farklı dönem ve konularda yazdığı, farklı eserlerinde yer alan yedi denemesi ve Nurdan Gürbilek’in yazdığı sunuş yazısından oluşmaktadır.
“Sunuş” (s. 7-38) bölümünde Benjamin ve eserde yer alan yazılarla ilgili umumi bir değerlendirme yapılmıştır. Gürbilek’e göre genel olarak bakıldığında Benjamin I. ve II. Dünya Savaşı arasında yazdığından, yazıları aslında bir yönüyle bunalım çağının ürünü
Son Bakışta AşkWalter Benjamin · Metis Yayınları · 2012317 okunma