Kur'an-ı Anlıyorum
İsmail Yaşar Hocanın ''Kur'an-ı Anlıyorum'' Youtube Kanalında “Kırık (kelime) Manalı Meâl ve Tefsir" dersleri yapılmaktadır. Derslerin Muhtevası: ▪︎Her ders Kur'ân-ı kerimden bir sayfadır. ▪︎Önce ders sayfasının konusunu anlatılır. ▪︎Sayfadan seçilen ve Kur'an-ı Kerim'de sıkça tekrarlanan 5 kelimenin tahlili yapılır. ▪︎Sayfanın kıraati yapılır. ▪︎Bazı sarf ve nahiv kurallarına temas edilir. ▪︎Daha sonra âyet-i kerimeler kelime kelime manalandırılıp gereken izahat yapılır. Çalışmadaki hedef, Kur’ân-ı Anlamak isteyen tüm kardeşlerimize Kur’ân-ı Kerim'i kolaylıkla anlamaları hususunda yardımcı olmaktır. Sizden istirhamımız, dersleri takip etmeniz ve bu hayırlı hizmetin daha fazla kişiye ulaşması için paylaşmanızdır. Gayret bizden, tevfik Allah'tandır. youtube.com/@Kuran%C4%B1_An...
Kur'an-ı Kerim
Kendi kalemimden
Anlamsızca mıydı hissettiklerim, yoksa manalı mıydı beni yakıp savuran, hülyaya girmeme vesile olan, esirin eden bakmaların?.. Var mıdır cesaretin? Yıkılmaz gibi duran, lakin bir bakışınla tarumar edecek, esaretine girecek bir sözün. Sömürülmeye hazır duygularım var sana verilecek, seve seve elimle yüreğim... Alıp yeşertecek mi, yoksa "peşkeş" mi olacak, bilinmez... Ama değer gibi etme beni, rezil rüsva etme... Hasret(H.eba)
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
İki Hece İki de Bakış
Şiirlerim güzel ve mânalı olmalı, Tıpkı gözlerin gibi... FranzKâra
Duygu ve Düşünce
"Anlamak için kendimi yok ettim. Anlamak, sevmeyi unutmaktır. Leonardo Da Vinci, insan bir şeye ancak anladıktan sonra nefret ya da sevgi duyabilir, demiş. Bundan daha yanlış, aynı zamanda da daha manalı bir söz bilmiyorum."
Alıntı
Kimi insanlar o kadar tamdılar ki, hiçbir şeyin eksikliği onları etkilemiyordu. daha baştan tam yaratılmıştı onlar. doğru yere doğmuşlardı. bir de hayata bir şeyin eksikliği ile adım atmış olanlar vardı – bu noktada “yani bizim gibi,” deyip bana manalı manalı bakıyordu – işte onları bütünlemek asla mümkün olmuyordu. kendilerini ne kadar tamamlamaya çalışırlarsa çalışsınlar, her zaman biraz eksik, biraz güdük kalıyorlardı. onun için bizim bu kızın “sade kahve”li varoluşuna ulaşmamız olanaksızdı. o kız tanım olarak “tamam” olduğu için, asla bir şeyin yoksunluğunu duymayacaktı. biz ise ne zaman sade kahve içsek, onun “sütsüz” olduğunu düşünerek kendimizi bu eksiklik üzerinden tanımlayacaktık. asla gerçek bir “sade kahve insanı” olamayacak, her zaman gizli gizli sütlü kahvenin daha iyi olabileceğini düşünecektik. "(alıntı)
Duygu ve Düşünce
Ey benim Asya ile Avrupa kavşağı kutsal yurdum! Ey benim tanrısal bir ibre gibi hem doğuya, hem batıya ölçülü âhenkle cevelan uran Türk milletim! Yeryüzünde insanlığın bir baştan bir başa yarattığı birbirine zıt mânâların hepsini tadan, ayrıksı ve küskün âlemleri kendi vücûdunda bir araya yoğurarak "yeni insan"ı kalıba dökmek namzetliğini nurdan çelenk gibi alnında taşıyan yurt kardeşlerim! Bizim bayrağımızda doğunun hilâliyle batının yıldızı kucak kucağa görünmez mi? Ben bu bayrağın öz çocuğuyum, onun çizdiği yüksek mânâlı rotanın izinden ayrılamam. Hiçbir garplı Kerem'in ardından gidemezdi, ben Türk olduğum için gidebildim. Son menzile ulaştım, gemimi yokluğun sınırından geçirdim. Hiçbir şarklı bu bölgeden geri dönemezdi, ben Türk olduğum için geri dönebildim. Kıtalar arasında sefer etmek, hem Asya'ya, hem Avrupa'ya yurdum diyebilmek bana dedeler mîrâsıdır. Doğu ülkemi gezdim dolaştım, oradaki zenginliklerden gemime seçme bir yük yükledim. Fakat dip-doğunun ifrit suratlı tanrı taslaklarına el vermedim. Dümen kırdım, batıya gidiyordum. O diyârın mahsûlünü de seçe seçe devşirmeye alışkınım. Onların da soysuzlaşmaya yüz tutmuş yaratıkları gözümde değer bulamaz. Beğenlik, övünlük matâı bir bakışta ayırt ederim. Hazînem kabaracak, yeryüzünde biricik olacak. Onu kendi döküm evimde eritip kendi görüşümün, anlayışımın mücevherini ortaya çıkardığım zaman isterim ki hem batıdaki, hem doğudaki dostlarım benim numûnemde kendilerini, kendi eksiklerini, üstelik de yeni çağın müjdesini bulsunlar.
Kitap Alıntısı