Puan vermedi
Yazar bir mühendis ve en dipten kendi tırnakları ile kazıyarak zirveye taşıdığı Piller Rise şirketinin oluşum sürecini ve gördüğü rüyaların nasıl hayatında bir klavuz görevi gördüğünü okuyoruz ve bundan oldukça etkileniyoruz.Yazar bir terzinin oğludur.Doğum anı da oldukça ilgi çekici.Komşuları rüyasında bu çocuğun doğması gerektiğini ve isminin İsa olmasını gerektiğini defalarca görür.Maddi durumları çok da elverişli olmayan aile çocuğu aldırma fikrini düşünse de artık çok geçtir.Ve çocuk dünyaya gelir ve ismi de İsa olur.İşte tüm hikayede bu noktada başlar. Eser iki noktada geçer.Zahir ile Batın arasında.Zahir gerçek hayat,Batın ise görülen rüyalar ve bunun İsa'nın üzerindeki etkisi.Yazar burada yaşadıkları ve gördüğü rüyaları birleştirme noktasında ve bunları yorumlama kısmında oldukça başarılı.Gördüğü rüyalar ise etkileyici.Anlamları ve hayata kattıkları ile daha manalı hale geliyor.İlk iş deneyiminde ortağının kazığını yiyor İsa ve 1 milyon dolar borçla baş başa kalıyor.Borcu ödemek için Irak'a gidiyor ve mühendis olarak pek çok inşaatta çalışıyor.Bu sıralarda gördüğü rüyalar ve hayatına etkisi inanılmaz gerçekten.Daha sonra büyük şirketlerden teklif alıp hızla borcu kapatırken yeniden kendi kurduğu şirketi ile zirveye gidiyor. Gördüğü rüyalardan benim çıkardığım ders,aza tamah ederek, şükrederek İsa'nın bir yerlere gelmesi.Elindekinin kıymetini bilen, paylaşmayı seven,dünya malına tamah etmeyen bir insan olan İsa,bu sayede nihai hedeflerine bir bir ulaşır.Bu yolda rüyaları ona rehber olur.İlahi rüyaların etkileyici ilk seviyesi de bir hayli yüksekti.Güzel ve anlamlı bir o kadar da ilahi bu eseri tavsiye ederim.Okumamda emeği geçen ESRA AKGÜN teşekkürler.Bu arada beni en etkileyen rüya ise asansör ile ilgili olandı.Detaylar eserde
Herşey Böyle Başladıİsa Özinan · Feniks Kitap · 202653 okunma
Puan vermedi·315 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 16:47
Ormanın derinliklerinde yürümekte olan avcı ağaçlardan biri üzerinde bir levha görmüş. Levhanın üzerinde şu sözler yazılıymış: Taş Yemek Yasaktır. Bu alışılmadık uyarı karşısında avcı meraka kapılmış. Levhanın asılı olduğu ağacın önündeki ayak izlerini takip etmeye başlamış ve izlediği yol onu bir mağaraya götürmüş. Mağaranın ağzında bir derviş oturmaktaymış ve avcı yeterince yaklaştığında konuşmaya başlamış; “Zihnine takılan soruyu biliyorum. Şimdiye kadar taşları yemeyi yasaklayan bir uyarı levhası hiç görmedin, Çünkü insanların taş yemeye zaten ihtiyaçları yok. İnsanları zaten yapmaya eğilimleri olmayan bir konuda uyarmak niye? İnsanlar arasında taş yeme adeti yoktur, onlara yapmayacakları şeyi yapma demenin ne anlamı var? Ancak şuna dikkat et: insanlar arasında adet haline gelmiş öyle davranışlar, öyle alışkanlıklar vardır ki, bunlar insan için tıpkı taş yemek gibidir. Eğer zararı bakımından düşünürsen taş yemekten çok daha büyük tahribat yapan işlerdir bunlar. Bunlar taş yemek kadar budalaca, insanın öz niteliklerine yabancı tutum ve davranışlardır. Eğer insanlar acınacak haldeyse, insanlar arasında zülüm, haksızlık, merhametsizlik, yozlaşma ve ihanet hüküm sürüyorsa bunun sebebi insanların sanki taş yermişçesine yedikleri bunca nesneden, taş yemeye mümasil tavırlarından doğmaktadır. Senin levhayı gördüğün yerde bir pınar olmuş olsaydı ve ben oraya su zehirlidir yazmış olsaydım sen bunu manalı bir söz sayacak, yerinde bir uyarı kabul edecektin. Büyük bir ihtimalle de benim ayak izlerimi takip edip buraya gelmeyecektin. O çünkü yasaklanan şey senin aklına uygun gelecekti. Gerçekte suyun zehirli olduğunu yazan insanın emrine uyumuş olacaktın. Kendi aklına uyduğunu sanarak benim keyfime uygun davranmış olacaktın. Ama orada taş yemeyi yasaklayan bir levha görünce
Taşları Yemek Yasakİsmet Özel · Tiyo Yayınevi · 20244,071 okunma
Reklam
9/10
·160 syf.··
2026 43. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 07:26
Kişisel gelişim kitabı okumayı sevmeyen biri olarak biraz sıkılarak okudum kitabı. Öğretmenlik mezunu olunca psikoloji ile ilgili çok fazla ders almış ve kitap okumuş olmanın bendeki olumsuz etkisi bu sanırım. Ayrıca kişisel gelişimin adı üstünde kişisel olması, kişiye özgü, sadece ona ait olması adına, bir kişinin tüm hayatını hatta içinde kendinin bile bilmediği hislerini bilmeden genel bir cümle kurulmasını manalı bulmuyorum. Bazen de fikre hak verilse bile uygulanmasının o kadar kolay olmadığı kanısındayım. Kişisel gelişim kitaplarına karşı hissettiğim tüm bu olumsuz tutum ışığında kitabın her cümlesine katıldığımı bildirmek isterim. Dünyanın kokuşmuş düzeninde cinsiyetsizleştirmenin de hain planlardan biri olduğunu bu kitapla bir kez daha anlayarak, kendime dip not düşüyorum, Eyyy kendim, Seyyit onbaşılığı bırak ya da gizli yap! Ki çocukların eril bir anne görmesinler!
Cinsiyeti Terk EtmeŞöhret Karaduman · Hayy Kitap · 202438 okunma
10/10
·272 syf.·
2026 21. kitabı
101 hikaye, 18 Makale ve Bitiriş'ten oluşuyor. Derin manalı beyitleri var. Okuyup hızlıca bitirmek istesem de mümkün olmadı. Tesiri altına aldı ve okutacağı kadar okuyabildim. Okumadım, okuttu. Bu oldu ve bu durum beni ayrıca etkiledi. Yazımının üzerinden uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen hâlâ canlı hissettiren az sayıda eserden biri. İçine çekip alıyor kimi zaman şefkatle kimi zaman sert şekilde uyarıp anlatıyor Attâr. Aynı zamanda bir çok konuda görüneni, herkesin gördüğünü değil de derinlerini, sırlarını veriyor. Sıradan bir elden çıkmadığını okurken derinden hissediyorsunuz. Okudukça düşünme, düşündükçe tesirlerini göre fırsatını yakalıyorsunuz. Zaten böyle bir eserde böylesine derin kişilerden çıkar. Ayrım gözetmeksizin kesinlikle herkes okumalı. Öylesi bir eser. Hatta benimde ilerleyen zamanlarda "yeniden okunacaklar" listemde yerini aldı. Allah Attâr'a rahmet etsin. Kitaplarla kalın.
EsrârnâmeFerîdüddin Attâr · Ayrıntı Yayınları · 2012349 okunma
8/10
·144 syf.·
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Bismillahirrahmanirrahim Aşıkların Halleri – Abherü’l-Âşıkîn Kitapta ilk dikkatimi çeken şey, isminin bu kadar güzel ve manalı düşünülmüş olmasıydı. İçeriği de isminden anlaşılacağı üzere aşkın tarifini, aşkın insan üzerindeki tesirini ve insanı ilahi aşka götüren yolları anlatıyor. Özellikle rahmanî aşka giden yolun, insani sevgiden geçtiğine dair yaptığı vurgular dikkat çekiciydi. Ancak kitapta çok fazla Arapça kökenli kelime kullanıldığı için okurken yer yer sözlük ihtiyacı hissediliyor. Bazı bölümleri anlam olarak zihnimde tam oturtamadım. Anlamak değilde anlar gibi olmak var diyebiliriz. Tasavvufî kitaplarda bazen insan bir cümleyi tam açıklayamaz ama kalbiyle hisseder bu kitapta da bana böyle oldu diyebilirim. Bunun yanında bazı yerlerde öyle güzel ifadeler ve vurgular vardı ki, “Bir insan bunu nasıl bu kadar güzel dile getirebilir?” diye düşündüğüm oldu. Özellikle aşkın hâllerini anlatırken yapılan tasvirler oldukça etkileyiciydi. Bence bu kitap bir oturuşta hızlıca okunacak eserlerden değil. Ben biraz hızlı okuduğumu düşünüyorum. Daha sakin, daha yavaş ve sindirilerek okunması gereken bir kitap. Çünkü bazı yerler ilk okuyuşta tam açılmıyor. Bu yüzden ikinci kez okumayı düşünüyorum. Okuyacak olanlara keyifli istifadeli okumalar..
Duygu ve Düşünce
Abherül-ÂşıkinRuzbihan Baklî · Sufi Kitap Yayınları · 202443 okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Açık Parantez “Açık Parantez” Yazar Bilal Can ve Şair Ethem Erdoğan’ın -şiirin dünü bugünü yarını- ana başlığında şiiri ve şairi konu edindikleri kitaplarıdır. Çıra Yayınları etiketiyle, Ekim 2025’te matbuat âlemine dâhil edilmiş. Doksan dört sayfa hacmindeki eser, on bölümden müteşekkildir. Her bölüm, birden fazla soru cevap şeklindeki konuşmalardan oluşmaktadır. Yazar Bilal Can, konuşulması istenilen konunun kritiğini yaparak sözü alır ve devamında ilgili konunun sorusunu sorarak sözü Ethem Bey’e verir. Her ne kadar kitabın bazı bölümlerinde konu üzerinde söz alıp söz verme ile anlatım ilerlerse de daha çok Bilal Can Bey’in soruları üzerinden anlatım şekillenmektedir. Mesela Yazar Bilal Can, şiir konusu hakkında kendi fikirlerini serdettikten sonra ilgili sorusunun bir tanesini şu şekilde sormaktadır; “Şiir halen bir arayışın ürünü müdür yoksa kendini bulanların giriştiği bir “tavır” meselesi midir?” (Bilal Can, s. 71) Gibi. Şair, edebiyat işçiliğiyle soylu bir üretimi temsil etmektedir. Geçmişe göre günümüzde şair, “ulvi bir şahsiyet” hüviyetini taşımasa da yine şair, bir yontucu titizliğinde görevini ifa etmektedir. Şiirin tilmiz, kalfa ve usta boyutlarındaki yol alışlarıyla beraber, “Şiir geçmişe atıflarla ilerler” diyen Behçet Necatiğil tavrıncadır. Söylem, form ve modern yapı ile beraber şiirlerde hareket ve etnometodoloji de aranmaktadır. Elbette ki köpüğü alınmış okuma ritmine kavuşmuş şiirleri de bunlara dâhil edebiliriz. Şiirin tanımıyla beraber, şiirin ne'liği, şiirde ses, tını, biçem, öz, şiiriyet, anlam, şiirin etki gücü ve desibeli, şiirde ima, estetik, metafor, retorik, akıl ve metafizik, anlam derinliği, iştiyak, şiirin iyileştirici gücü, şiirde memba edinmek, şiirde bilinç ve bulunç ile şairin eski ve yeni konumu gibi onlarca ayrıntıya açılım
Açık ParantezBilal Can · Çıra Edebiyat Yayınları · 20262 okunma
Reklam
Reklam