Esrarname

9,0/10  (4 Oy) · 
6 okunma  · 
3 beğeni  · 
111 gösterim
Doğu klasikleri arasında yer alan Esrârnâme [Sırlar Kitabı], yazıldıktan sonra birçok Fars ve Türk şairini etkilemiştir. Mevlânâ'nın çocuk yaşta iken edindiği bu kitabın onda bıraktığı izler Mesnevî'ye aynen yansımıştır. Daha önce aynı tarzda yazılan ve İranlı şair Senâî-i Gaznevî'ye ait Hadîkatu'l-hakîkat [Gerçeğin Bahçesi] da bu eserin kaleme alınmasında etkili olmuştur. İşlenen bazı konularda Hayyam etkisi açıkça görülmektedir. Attâr'ın edebî hayatının birinci ve en verimli döneminde kaleme alınan bu tasavvufî mesnevî, sembollerle, üstü kapalı ibarelerle doludur.

Bu çeviride yararlanılan iki bilimsel neşrin açıklamalar bölümünde bunlar izah edilmeye çalışılmışsa da bazı yerlerde Esrârnâme'yi yayımlayanlar da işin içinden çıkamamışlardır. Zaman zaman basit bir konu veya kelime uzun uzun tefsir edilirken, çapraşık ve üstü kapalı ifadeler ya atlanmış ya da bir iki cümleyle geçiştirilmiştir.

Esrârnâme'nin çevirisinde iki yol izlenebilirdi. Birinci yolda, bu manzum eser nesren çevrilir, beyitler arasında bağlantı kurularak paragraf çevirisi yapılabilirdi. İkinci yol ise her beytin nazmen çevirisini yapmaktı. Biz ikinci yolu tercih ettik. Tasavvuf terminolojisine ait kelimelere dokunmadan, serbest vezinle, mümkün olduğu kadar kafiye tutturarak, herkesin anlayabileceği bir âşık edebiyatı dilini tercih ettik.
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    288
  • ISBN:
    9789755396569
  • Çeviri:
    Mehmet Kanar
  • Yayınevi:
    Ayrıntı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Kalem Kitap 
21 Kas 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Esrârnâme [Sırlar Kitabı] ... # Birçok Fars ve Türk şairini etkileyen #feriduddinattar 'in kaleme aldigi bu tasavvufi mesnevi, sembollerle ustu kapali ibarelerle dolu muhtesem bir eserdir.
# #mevlana'nin cocuk yasta edindigi ve elinden dusurmedigi kitabin onda biraktigi izleri, hikayeleri kendi mesnevisinde de goruyoruz...
# Etkilenmemek elde degil
# Ölmeden önce ölmek... #

Kitaptan 5 Alıntı

Filiz 
02 Oca 14:14 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Parlatırsan gönül aynanı
Bir kapı açar gönül göğsünde sana.
Bu kapı açılır dilberin yüzüne
Felek bile lâyık görülmez perdedarlığa.
Üç şey lâzım iki âlemden sana:
Bilmek, uygulamak, aynelyakîn gelir sonra.
İlmin ibadetle aynelyakîn olursa
Gönlün iki âlemin aynası olur sonunda.

Esrarname, Feridüddin AttarEsrarname, Feridüddin Attar
Filiz 
 03 Oca 13:05 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Anlatıldığına göre sûfi Ahmed-i Harb ömründe bir gece bile uyumamıştı. “Birazcık dinlensen, iyi olur” dediler ona. “Birisi için yukarıda Cenneti süslüyorlar, aşağıda Cehennem ateşini harlandırıyorlar. Ve o ne tarafa ait olduğunu bilmiyor. Böyle bir yerde gözüne nasıl uyku girer?” cevabını verdi.
Sözlükten

Esrarname, Feridüddin Attar (Sayfa 280)Esrarname, Feridüddin Attar (Sayfa 280)
lokman 
27 Oca 14:33 · Kitabı okudu · 8/10 puan

İki yüzlülük gönlüne kusur getirir.
İnsanların en kötüsü ikiyüzlülerdir.

Esrarname, Feridüddin Attar (Sayfa 169)Esrarname, Feridüddin Attar (Sayfa 169)
Filiz 
02 Oca 14:34 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Akıl sudur, aşk ise ateş görünüşte
Su yan yana bulunur mu ateşle?
Akıl iki dünyanın zahirini görür.
Aşk görürse, sadece cananı görür.
Akıl güçsüzlük tuzağının serçesidir
Aşk ise mânâların simurgudur.
Akıl sırlar divanının önsözüdür
Aşk ise geceyi aydınlatan bir incidir.
Akıl kâinat sarayının nakdidir
Aşk ise hayatın iksiridir.

Esrarname, Feridüddin AttarEsrarname, Feridüddin Attar
Filiz 
 03 Oca 13:01 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Samiri
Büyücülüğü, tanrıtanımazlığı, insanları yoldan çıkarması, yalancılığı, yaptığı buzağı heyke­line insanları ibadet ettirmesiyle tanınır. Firavunun bir kehanete inanarak bütün erkek çocukları öldürttüğü günlerde doğdu. Annesi onu bir mağarada sakladı. Cebrail seksen ay boyunca Sâmiriyi büyüttü. Ailesine Cebrail tarafından teslim edildiği için kavminin değer verdiği biri oldu. Sâmirî bir gün Musa’ dan, Cebrail’in ayağını bastığı toprak alınıp herhangi bir nesneye sürülürse, o nesnenin dile geleceğini işitmiş, Firavunun denizde boğulduğu gün Cebrail’in bastığı topraktan alıp sakla­mıştı. Hz. Musa Tanrı’ dan ayetler ve İlahî hükümler getirmek üzere otuz günlüğüne Tur Dağına gitmiş, kardeşi Harun’u da kendi yerine bırakmıştı. Musa verdiği otuz günlük süreyi kırk güne çıka­rınca Sâmirî bunu fırsat bildi. Sakladığı topraktan buzağı biçiminde bir kalıp yaptı. Bunun üstüne odun koyarak ateş yaktı ve İsrailoğullarından herkesin bu ateşe bir altın dinar atmasını istedi. Kim­se ateşin altında kalıp saklı olduğunu bilmeden ateşe para attı. Eriyen altınlarla kalıp dolunca ateş söndürüldü. Bir süre sonra Sâmirî küllerin arasından buzağı biçimli kalıbı çıkardı. Cebrail’in ayak bastığı toprak katıldığı için altın buzağı heykeli konuşmaya başladı. Sâmirî tam bu sırada devreye girerek “İsrailoğulları! İşte sizin Tanrınız budur. Buna tapın.” dedi. İnsanlar hayretler içinde kalarak buzağıya tapmaya başladılar. Harun’un bütün çabaları sonuçsuz kaldı. Kırkıncı gün dolduğunda Tur Dağından dönen Musa İsrailoğullarının yoldan çıktığım görünce kardeşini azarladı, Sâmirî’yi
cezalandırdı. İsrailoğulları ise kırk yıl boyunca çöllerde şaşkın şaşkın dolaştı
Sözlükten

Esrarname, Feridüddin Attar (Sayfa 279)Esrarname, Feridüddin Attar (Sayfa 279)