Benim anladığım kadarıyla, en basit haliyle, yazarın anlatmak istediği şey düşüncelerimizin duygularımızı yarattığı ve bizi depresyona iten sebebin üzgün olmamız-duygularımız- değil algılarımızla şekillendirdiğimiz düşüncelerimiz olduğudur. Bu nedenle depresyonu ona neden olan olumsuz düşünceleri yok ederek yenebiliriz. Duygularımızı yaratanın düşüncelerimiz olması hali hazırda bilişsel terapinin temel savı iken bibliyoterapi-okuma terapisi- bize düşüncelerimizi kontrol etme imkanı sunuyor.
Ben kendi adıma kitaptan çok faydalandım. Sıklıkla bir işi yapmak için isteğimin keyfimin gelmesini bekleme gibi bir davranış kalıbım vardı. Halbuki çoğu zaman istek eylemden sonra gelir. Bunun en bariz kanıtı da bir işi erteledikçe daha da erteleyesimizin gelmesi ve gittikçe gözümüzde büyümesi değil mi? Erteleme demişken yazarın bu konudaki açıklamalarını ve erteleme alışkanlığıyla baş etme yöntemlerini beğendim ve uygulanabilir buldum.
Yine siz de saptırılmış bir mükemmellik algısına sahipseniz ve bu yüzden herhangi bir işi yapmak için mükemmel koşulların oluşmasını bekliyorsanız (çünkü onu o mükemmel zamanda daha iyi yapacaksınızdır) evet bildiniz erteleme tuzağına düştüyseniz ve iş de gözünüz de büyüdükçe büyüdüyse kitaba göz atmanızı tavsiye ederim.
Son olarak belirtmek istediğim konu ise; eleştiri ve eleştiriyi nasıl karşıladığımız. Bu konuda da savunmaya geçme, her eleştiriyi doğru kabul etme gibi yanlış tepkiler verebiliyoruz. Yazar eleştirile baş etme yöntemi olarak silahsızlandırma tekniğini önermiş. Savunmaya geçmek yerine karşı tarafa bir miktar hak verip sorularla onu anlamaya çalıştığınız bir yöntem. Bazen niyet okumak gibi bir hataya düşüyor ve aslında karşı tarafın örneğin değersiz olduğumuzu söylemeye çalıştığı gibi hatalara düşüyoruz. Bununla baş etmenin yolu