Kader/ecel Degisme meselesi ...ve (ecellerini) öne de alamazlar" (A'râf Suresi, 34. ayet) ibaresi, "Ecelleri geldiği zaman..." ayetindeki şart ve ceza cümlesine matuftur (bağlanmıştır). Çünkü "fâ" harfinin etki alanında bulunan kelimeler bu kurala tabidir. Dolayısıyla "Ecelleri geldiği zaman..." ifadesi, iki cümlenin sonuna kadar "Her ümmetin bir eceli vardır" ibaresine matuftur. Bu iki cümleden her biri —yani şart-ceza cümlesi ile "...öne de alamazlar" cümlesi— aralarında kronolojik bir sıra olmaksızın "fâ" harfinin kapsama alanındadır. Ayetin manen takdiri şöyledir: "Onlar o eceli bir an bile öne alamazlar ve ecelleri geldiği zaman ondan bir an bile geri de kalamazlar.
Bazı insanlar baba olamıyor Bazı insanlar Anne olamıyor Madden ve manen Herkesin kaderi farklı Hiçbiri kötü değil Sadece nasip kısmet Hayatı akışında yaşamak lazım Şartlı hayat çok yoruyor...
Babalar Günü
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hayallerin peşinde koşma çocuk üşürsün manen ve bazen düşüpte kadere küsersin
Funda'dan...
Bir insana 'söz' vermek, sadece bir imza ya da hukuki bir bağ değil, ruhun o adreste konaklamayı seçmesidir. Evlilik, hem hukuken hem de manen bir aidiyet sınırıdır ve kısıtlılık halidir. Gönül kapısını birine kapatıp anahtarını ona teslim etmişken, bir başkasının kapısını sohbetle dahi olsa tıklatmak, verilen o ilk söze gölge düşürür. Sadakat, sadece bedenin değil, zihnin ve kelimelerin de o tek adreste kalmasıdır. music.youtube.com/watch?v=kHiVh-6...
Müzik
"Kötü biri olamamak bir yana, herhangi bir şey olmayı da beceremedim: Ne kötü ne iyi, ne alçak ne namuslu, ne kahraman ne de haşerenin biriyim. Şimdi bir yandan köşemde pinekliyor, bir yandan da acı, faydasız bir teselliyle avunuyorum: Zeki insanlar asla bir baltaya sap olamaz, olanlar yalnız aptallardır. Evet efendim, on dokuzuncu yüzyıl adamı en başta karaktersiz olmalı, böyle olmaya manen mecburdur; karakter sahibi, çalışkan bir insansa oldukça dar kafalıdır." Fyodor Dostoyevski, Yeraltından Notlar
Nefis akla hükmederse doğru ve yanlışı ayırt etmek zordur
Seçen akıldır seçici olmazsan o kalp boş ve faydasız kişileri ve işleri sever. Çoğu kez nefsin istediğini kalbin isteği sanıyoruz yanılmalar burda gizli. Nefsini tanıyan kalbin ve aklın işlerini anlar . Nefsini terbiye eden de bu dünyada ve ahirette manen ve madden de kurtulur. Nefis ile kalb ve akıl birbiriyle bağlantılıdır paslaşır. Görmek duymak ve hayal kurmak bu üçünüde doğrudan etkiler. Nefis kalbe ve akla hükmederse doğru ve yanlışı ayırt etmek zordur. Yahya Doğan