Her kim hayat-ı fâniyeyi esas maksad yapsa, zâhiren bir cennet içinde olsa da mânen cehennemdedir. Ve her kim hayat-ı bâkiyeye ciddî müteveccih ise, saadet-i dâreyne mazhardır. Dünyası ne kadar fena ve sıkıntılı olsa da; dünyasını, Cennet'in intizar salonu hükmünde gördüğü için hoş görür, tahammül eder, sabır içinde şükreder.
Sizdeki gençlik kat'iyen gidecek. Eğer siz daire-i meşruada kalmazsanız o gençlik zayi olup başiniza hem dünyada hem kabirde hem ahirette kendi lezzetinden çok ziyade belalar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslâmiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak iffet ve namusluluk ve taatte sarf etseniz o gençlik manen bâki kalacak ve ebedi bir gençlik kazanmasına sebep olacak.
“Hep erkek çocuklar istenmiş, öne geçmiş. Bak, Firavun bile onlardan korkmuş, öldürmek istemiş."
"Erkek çocukta müjde sırrı var. İnsanların erkek çocuk istemelerindeki bilinçaltı bilinememiş. Erkek istemek cinsiyetle ilgili sanılmış.
Rabbimiz erkeğe ‘habercilik' sırrını koymuş.
Onun için insanlar erkek çocuğunda bilmeden hep o sırrı aramışlar. Bilsen sen de hak verirsin Dilrû."
"Neymiş o?"
"Erkek çocuğunda vahiy gizlidir. Vahiy erkeklerle gelmiş. Bilmeden insanlar her erkek çocuğunda o vahiy sırrını aramışlar. Firavun, rüyasının yorumundaki erkek bebeği değil, Rabbimizden gelecek haberciyi öldürmek istemiş. Peygamberimiz gelmeden önce de kız çocukları öldürülmüş. O zaman da insanlar manen öyle bunalmışlar ki her doğan bebekte gelecek peygamberi beklemişler. Sanki her doğan kıza onun için tepki göstermişler.
İnsanlar erkek bebeğinde bilmeden 'vahiy sırrı'nı ararmış da kimse bunun ne olduğunu bilmezmiş.