Babalar Günü.
"Bakıyorum da bugün herkes babasıyla olan anılarını ve fotoğraflarını paylaşıyor. Benim ise galerimde babamla çekilmiş tek bir kare bile yok. Hayatımda var ama bir o kadar da uzak. Manevi varlığını bugüne kadar pek hissedemedim. Buna rağmen, onun varlığının kıymetini biliyorum. İyi ki var. Babalar Günü kutlu olsun." 🤍
Allah Teâlâ’dan Başkasına Nida Etmenin Kısımlarının Açıklanması ​Bil ki! Allah Teâlâ’dan başkasına yapılan nida (sesleniş) beş kısımdır: ​ Bir peygambere veya ondan başkasına keşif yoluyla (manevi bir müşahede ile) seslenmek; bu caizdir. ​ Meleklerin, o selamı kendisine ulaştıracağına inanarak, özellikle salat ve selam lafızlarıyla nida etmek; bu caizdir. ​"Allah Teâlâ’nın bu seslenişi ona ulaştırması mümkündür" şeklindeki bir zan üzerine seslenmek; bu durum şirk şüphesi/vehmi uyandırır. ​ Kişinin, ona duyduğu aşırı aşk ve sevgiden ötürü, onu karşısında hazır ve kendisine hitap edilen bir konumda varsayarak (gıyabında) seslenmesi; bu, şirk şüphesi uyandırmaz, bilakis (edebiyatta ve gelenekte) bilinen ve uygulanan bir durumdur. ​Seslenilen varlığın gaybı bildiği veya her şeyi kuşatan (küllî) bir ilme sahip olduğu inancıyla nida etmek; işte bu, apaçık bir şirktir. Şirk ve bidat ehlinin adetlerinden/sembollerinden kaçınmak vaciptir. Çünkü her şeyi kuşatan (küllî), kendinden olan (zatî) ve mutlak daimi olan ilim, yalnızca Allah Teâlâ’ya mahsustur. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları O'ndan başkası bilmez." (En'âm, 59). ​İmam Buhârî (r.h.) de senediyle Hz. Peygamber’in {s.a.v.}) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Gaybın anahtarları beştir, onları Allah'tan başkası bilmez: 'Şüphesiz kıyamet saatinin bilgisi Allah katındadır. Yağmuru O indirir, rahimlerde olanı O bilir. Hiçbir kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Ve hiçbir kimse hangi toprakta öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır.' (Lokmân, 34)"
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Rahmetle...
Bugün, ömrünü ilahi aşkın ve ümmet derdinin potasında eritmiş, gönül ehli Abdülmetin Balkanlıoğlu Hoca’mızın dâr-ı bekâya, asıl vatanına rücu edişinin 8. sene-i devriyesi. ​O, dünyaya ve onun geçici ziynetine sırtını dönmüş; heyecanını, kelamını ve nefesini nefis terbiyesine, Hakk’ın rızasına adamış müstesna bir muallimdi. Kürsülerden yükselen o gür sesi, asıl kalplerdeki gaflet uykusunu uyandıran manevi bir nefesti. Gönüllere dokunan o samimiyetini ve dervişane duruşunu her geçen gün daha çok arıyoruz. ​"Kişi sevdikleriyle beraberdir." fehvasınca, Rabbim hoca’mızı hasretini çektiği Sevgililer Sevgilisi’ne (s.a.v) ve salihlere yoldaş eylesin. Abdülmetin Balkanlıoğlu Ruh-u şerifi için el-Fatiha...
1000Kitap
Neresinden bakarsak bakalım Kur’ân insan içindir. Hâl böyleyken Kur’ân için “bu, Allah’ın kelamıdır, onu kendi başına okuyamaz, anlayamazsın, dikkatli ol, sakın âyetleri kendi kendine okumaya, anlamaya çalışma” demek yanlıştır; çünkü Kur’ân, kulun manevi gıdasıdır. Nasıl ki insan zahiri gıdasını almadan yaşayamazsa kul da Kur’ân gıdasını almazsa manevi olarak karanlıkta kalır, yolunu bulamaz, rabbini, kendini tanıyamaz, niçin bu âlemde bulunduğunu anlayamaz, dolayısıyla manevi olarak ölür. Böylelikle Allah’ın muradı hiçbir zaman onun üzerinde gerçekleşmez. Dünyaya tıpkı bir çekirdek gibi gelmişken yine bir çekirdek gibi kalır ve ağaç olmadan geri gider; yani ebedi hayatına dair hiçbir şey kazanmadan ahirete gider. Kur’ân her yönüyle insana bu kadar nimetse artık ona nasıl sarılmak gerektiğini buna göre hesap etmemiz lazım. Kendine Hiç Sordun mu Ben Kimim?
2 KASIM 2018 BAHÇE SOHBETİNDEN İnsan manevi olarak dengede durmalıdır. Şayet dengede sapma olursa dengeye gelmesi için sıkıntı gelir. Denge için gelen o sıkıntı biz dengede durursak gelmez. Gönül, Allah'ın muhabbetiyle dolmalıdır ki o muhabbet taşsın. Eğer muhabbet taşarsa bu, kullara, mahlûkata sirayet eder. Kendine dahi yetmeyen bir muhabbet nasıl insanlara, mahlukata yayılsın! Manevi olarak bir yolda yürüyoruz. Mesele; bu yolu yürürken neyi kaybettiğimiz ve neyi kazandığımızdır. Kazanılacak tek şey; Allah'ın rızası, sevgisi, dostluğu, yakınlığıdır, Hazreti İnsan olmaktır, ebedi hayatı kazanmaktır. Gerisi hepsi burada kalır. Hiç bir şey bize ait değildir. Allah her neyi emretmişse "bu kulum bununla kazan" emridir. (Bir kardeşimize hitaben) Ne kadar önce gelmiştiniz? İki sene mi? İki sene önceki siz ve şimdiki siz çok farklı kişilersiniz hem de bambaşka biri. Eğer maneviyat zahire vursaydı tanınamazdınız. Herkes "bu başka biridir" derdi artık. O kadar farklıdır ki eskisini hatırlatmaz dahi. Bunun sebebi nedir? -Yolu yürümek. Bundan dolayı hep söylüyoruz; manevi yolu yürümek gerekir. Eğer yerimizde sayarsak Resulullah (s.a.v.) Efendimiz'in buyurduğu üzere "iki günü müsavi olan ziyandadır" hükmünce ziyanda oluruz. Hergün biraz daha büyümemiz, ilerlememiz gerekir. Büyüme imkânını veren Allah'tır, yürüten Allah'tır, ikram eden Allah’tır. Kul sadece duasını yapar. Kulun duası; "istiyorum ya rabbi"dir ve ona imkân verilir "haydi, kulum yap" denir. Allah ayet-i kerimede; "kim öne çıkmak isterse Allah onu öne alır. Kim de geride kalmak isterse Allah onu geride bırakır" buyurur. Bu yüzden öne çıkmayı tercih etmek lazım, koşmayı tercih etmek lazım. Hayırda yarışmayı tercih etmek lazım. Kim bunu tercih ederse ona ikram olunur. PİR MUHAMMED HÜSEYİN (R.A.)
Her rüyanın aynı salı öğleden sonra gerçekleşmesini beklemiyorum. Zamanlamayı anlıyorum. Mevsimleri anlıyorum. Bazı şeylerin yapımının yıllar alabileceğini anlıyorum. Ama aynı zamanda inanıyorum ki, bir gün, bugüne kadar inşa ettiğim her şey aynı yaşamda bir araya gelebilir. Ev gibi hissettiren bir aşk. Beni heyecanlandıran iş. Bana özgürlük veren para. Beni besleyen dostluklar. İçinde yaşamaktan mutluluk duyduğum bir beden. Huzur. Neşe. Arzu. Amaç. Birini diğerine sonsuza dek feda etmek zorunda olduğum fikrini kabul etmeyi reddediyorum. Sevilmekle başarılı olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Yumuşak olmakla güçlü olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Anlamlı bir yaşam ile karlı bir yaşam arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Belki bugün hepsini kaldıramam. Belki bazı parçalar diğerlerinden önce gelir. Belki bazı hayaller diğerlerinden daha fazla zamana ihtiyaç duyar. Sorun yok. Yapmayacağım şey ise, bir şey henüz gerçekleşmedi diye daha azını istemem gerektiğine kendimi inandırmak. Kıtlığı bilgelik olarak adlandırmayacağım. Hayal kırıklığını olgunluk olarak adlandırmam. İsteklerimi mevcut koşullarıma uydurmak için küçültmeyeceğim. Bugün her şeye sahip olmamam, gelecekte her şeye sahip olamayacağım anlamına gelmez. Ve çocukluğumdan beri süregelen bu inanç beni çok şeyin üstesinden getirdi. Çünkü daha dolu bir hayatın mümkün olduğuna gerçekten inandığınızda, yetinmek gereksiz gelmeye başlar. Daha iyi bir aşkın var olduğuna inanıyorsam, doğru olmayan bir aşka neden tutunayım ki? Anlamlı bir başarının mümkün olduğuna inanıyorsam, beni tüketen bir işte neden kalayım ki? En derin arzularıma sırf beklediğimden daha fazla sabır gerektiriyor diye neden ihanet edeyim ki? Bekleyebilirim.
Substack