Bu kitabı uzun zamandır okumayı planlıyordum ve sindire sindire çok uzun sürede okudum.Her Türk gencinin okuması gereken bir kitap. Okullardaki gibi Atatürk’ün herşeyini övmek yerine artısıyla eksisiyle onu anlatan bir kitap. Olması gerektiği gibi. Aynı zamanda olaylara farklı bakış açıları ve değerlendirmeler de içeriyor. Okuduğum için çok memnun olduğum bilmediğim bir çok şeyi öğrendiğim bir kitap oldu. Kitap severlere şiddetle tavsiye ederim
AtatürkAndrew Mango · John Murray · 2004820 okunma
Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatı, düşünceleri,devrimleri ve liderlik özellikleri hakkında tarafsız bir yazar gözünde detayli araştırma yapilarak objektif yazılmış mükemmel bir eser.
Tarafsız yazıldığını düşğndüğüm bir kitap. Gerçekten okurken diğer sayfaları nasıl anlatığını merak ettim. Yabancı bir kaynak olduğu için de farklı bir bakış açısı da denilebilir. Kaynakçası da sağlam. Tasviye ederim
Kitap bir ana olay örgüsünün peşinde koşan klasik bir romandan ziyade; hatıraların, gözlemlerin ve duyguların vinyetler halinde bir araya gelmesiyle oluşuyor. Küçük Esperanza’nın gözünden dökülen her kelime, aslında bir büyüme hikayesinden çok, bir "kimlik inşa etme" mücadelesine dönüşüyor. Kitap boyunca Esperanza’nın "kendine ait bir ev" özlemi kurduğunu görüyoruz. Ancak bu sadece fiziksel bir yapı değil; bir kadının kendi ayakları üzerinde durabileceği, kimliğini özgürce sergileyebileceği bir alanın metaforu. Cisneros, ev kavramını bir sığınak ile bir hapishane arasındaki o ince çizgide harika işlemiş.
Cisneros’un dili o kadar şeffaf ki... Eğer sadece bir hikaye okumak değil, bir karakterin ruhunun nasıl şekillendiğine şahitlik etmek istiyorsanız bu kitabı mutlaka listenize eklemelisiniz. Özellikle göçmenlik, "öteki" hissetme ve kadınlık deneyimleri üzerine düşünenler için başucu eseri niteliğinde.
“Ben ağaçlara tırmanırdım. Şimdi tırmanmaya uygun birkaç ağaç vardır: Bu ağaçların dalları kuvvetlidir; gövdeleri kuvvetlidir. En tepesine kadar çıkabilirsin ve yine de dal kırılacak diye korkmana gerek olmaz. Fakat çok yumuşak birkaç ağaç vardır. Ben mango, java eriği -başka bir güzel meyve- toplamaya ağaçlara çıktığım için ailem çok endişelenirdi ve daima beni engellesin diye birisini gönderirlerdi.
Babama “Beni engellemek yerine, hangi ağaçların tehlikeli -onlardan sakınabilirim- ve hangilerinin tehlikesiz olduğunu açıklarsan, tehlikesiz olanlara tırmanabilirim” dedim.
“Çıkmamı engellemeye çalışırsan, bir tehlike var: Yanlış bir ağaca çıkabilirim ve sorumluluk senin olur. Tırmanmaktan vazgeçmeyeceğim - bunu seviyorum.” Gerçekten de güneşte, kuvvetli bir rüzgârla birlikte ve bütün ağaç dans ederken ağaç tepesinde olmak en güzel deneyimlerden biridir - son derece geliştirici bir deneyim.
“Bundan vazgeçmeyeceğim” dedim. “Senin işin bana tam olarak hangi ağaçlara tırmanmamam gerektiğini söylemek, çünkü onlardan düşebilir, bir yerimi kırabilir, bedenimi incitebilirim. Bana genel bir talimat verme: ‘Tırmanmayı bırak.’ Bunu yapmayacağım.” Babam benimle gelip hangi ağaçların tehlikeli olduğunu göstermek için kasabayı dolaşmak zorunda kaldı. O zaman ona ikinci soruyu sordum: “Kentte, bana tehlikeli ağaçlara bile tırmanmayı öğretebilecek, iyi bir tırmanıcı biliyor musun?”
“Tadını kaçırdın!” dedi babam. “Artık ileri gidiyorsun. Bana anlattın, ben de anladım “
“Buna uyacağım, çünkü ben kendim önerdim” dedim. “Ama tehlikeli olduğunu söylediğin ağaçlar çok çekici, çünkü java eriği -Hindistan’a özgü bir meyve- onlarda yetişiyor. Gerçekten lezzetlidir ve olgunlaştıklarında, şeytana uyabilirim. Sen benim babamsın, bu senin görevin... Bana yardım edebilecek birini
Andrew Mango 'nun dilini beğendim. Objektif ve net yorumlarıyla tüm detaylara farklı bir bakış açısı katıyor. Konu ile ilgili okurların mutlaka bu kitabı da okumasını tavsiye ederim.