Hiçbir ayrılık gitmekle özdeş değildir. Gerçek ayrılık tam anlamıyla bir unutuşla başlar. Yalnız bizim değil, bizi bilenlerin de unutuşuyla. O yerden, o mekândan, o insandan bizde süren, bizi oluşturan ne varsa, hepsinin belleğimizden, benliğimizden, hayatımızdan silinip gitmesiyle... Oysa bu hiçbir insan için hiçbir zaman mümkün olmayacaktır. Ta ki ölüm, bizi tanıyan en son insanı da çekip alsın dünyadan.
İnsanın geçmişinden kurtulmasının olanağı yok. Kaldı ki kurtulmasın da. Yeni yerleri, yeni insanları, onların hayatlarını bu geçmişin mihenk taşına vurarak anlayabiliriz ancak. Bu, kendi hayatımızı sevmenin ve anlamın da bir olanağıdır.