"Kim bilir hangi gönüldür durağın." İşte burası acıtır; çünkü insan, aslında sevdiğinin kimde durduğunu değil, kendisinde durup durmadığını merak eder; dürüst olunursa mesele şudur: "bende durur mu?" Durmak, yalnızca kalmaya niyet etmek değildir; kalındığında içeriyi dağıtmamak, içerinin düzenine riayet etmek, içeridekini kendine benzetmeye kalkışmamaktır; bencilliğin en kurnaz sureti, karşısındakini "iyileştirme" bahanesiyle dönüştürme iştahıdır; iyi niyetle gizlenen bu iştah, aşkın boynuna yular olur; yular olan sevgi, yürürken sürükler; sürüklenen sevgi, incitir; incinen sevgi ise kendini "haklı" sayarak merhameti terk eder; tekrar edelim: aşk, merhametsiz akıllanmaz.