İnsan bir kere âşık olmaya görsün. Her şeyi sevdiğine yormaya başlıyor.
İzlediğim filmlerdeki kadınlar, okuduğum şiirlerdeki kadınlar hep sen.
İstanbul'u da sana yoruyorum, sonbaharı da.
Bu sonbahar hayatımın en uzun sonbaharı.
Fakat ne garip
Sen hayatımda azaldıkça, sonbahar uzuyor.
Sonbaharı sana yormak, belki de bu yüzden dünyanın en yorucu işi gibi geliyor.
Kitabın Yazarı Tarık Tufan’a sevgilerimi ve saygılarımı iletiyorum. Şiirsellikle ve zekanın en ince halini birleştirerek oluşturulan şeylere hayranlık duyuyorum. Bu kitabın her cümlesinde bunu hissettim
“Daha evvel hiç karşılaşmadığım tuhaf görünümlü genç bir adam müşfik gözlerini yüzüme dikmiş tebessüm ederken, çileli bir münzevinin ağırbaşlılığıyla konuşuyor benimle. Zamanın kuytu dehlizlerini saran ölümcül tuzaklardan kurtulup, uzak diyarlardan buralara gelmiş sanki. İçimde filizlenen sıcak ve tanıdık bir hissin korunaklı gölgesine sığınıyorum. Çok sevdiğin eski bir şarkının yahut çoktan unuttuğunu sandığın neşeli bir tekerlemenin sözlerini bir anda hatırlamaya benziyor karşılaşmamız.”
Bu gecenin ardından Canfeda Konağı'yla birlikte unutulmanın dipsiz uçurumuna yuvarlanıp yok olacağız. Unutulmak herkes için sanıldığı kadar korkunç değildir; yazgısı hüzünlü kelimelerle dolu biri, söz hakkı olsaydı muhakkak unutulmayı seçerdi. Her anlatıldığında yarası yeniden kanayan insanın acısını, ancak unutulmak dindirir. Unutulmak ve bir daha hiç hatırlanmamak.