Bağlanmak kabahati ve bitmeyen sürgün.
Suçunu itiraf etmenin eşiğinde, mesnetsiz ve budalaca ve dolambaçlı sözlerden medet uman, savunmasız kalmış, ne yaptığını bilmez halde, çocukluğundan beri yaraları geçmeyen dizlerinin üzerine çökmüş bir adamım ben. Kırık kanatlarıma, kırlaşmış sakalıma ve uykusuzluğuma epik mazeretler arıyorum. İçimde yol bulan yıkıcı dürtüler her geçen gün gövdemi zehirleyip çürüttükçe, insanlardan kaçıyorum. Romanların müntehir kadınlarına inanan uyumsuz bir adamım ben ve uzaklara bakar gibi dalgın, uzakları özler gibi müptelâ bakıyorum aynaya. Bozguna uğramanın utancıyla, kendini iyileştirmek için karanlık oyuklara sığınan yaralı bir hayvanın inlemesi gibi biçare, kısık bir sesle sayıklayıp duruyorum.
Sığındığım yerde buldular beni.