“Hakikati bulmuş biri olarak; insanın tek bir dürtüsünün bulunduğunu ve bunun kendi ruhunu hoşnut kılmak olduğunu, insanın bir makineden ibaret olduğunu ve hiçbir ameline ilişkin kişisel marifete sahip olmadığını anladıktan sonra, arayışıma devam etmem insan olarak mümkün değil.”
“Daha gelişmiş medeniyetler daha çok olay ve daha çok sahne üretti; aktör ve hikâyeci bunlardan faydalandı. Tiyatro bu şekilde ortaya çıktı, azar azar, sahne sahne. Tiyatro hayatın gerçeklerini temel alır, kimsenin buluşu değildir.”
“İnsan bukalemundur; doğasının yasası gereği barındığı yerin rengine bürünür. Çevresindeki etkiler tercihlerini, sakındıklarını, siyasi görüşlerini, beğenilerini, ahlâkını, inancını yaratır. Bunların hiçbirini kendisi yaratmaz. O yarattığını sanır ama aslında meseleyi derinden incelememiştir.”