“O dudaklarda bilmem ne vardı ki nazikçe konuştuğu veya zarifçe tebessümle hareket etmeye başladığı zaman hararetli bakışlara türlü türlü anlamlar sunar ve bu anlamlar da huzuru ve tahammül gücünü yok ederdi.”
“O bakışta bilmem ne hiddet vardı ki dikilip durduğu vakit iliştiği gözlere bir yıldırım gibi nüfuz ederek ta canevine ulaşır ve olağanüstü ateşi ve harareti karşısında yürekleri tir tir titretirdi.”