Aradığı hiçbir şeyi yerinde bulamaz ki bir yerleri de yoktur zaten. Beş parasızdır ve hayatına giren sarışınların esrarengiz geçmişleri bir gölge gibi çekiştirir onu paçasından. Zeki midir, bilmiyorum. O da bilmez. Nihayet böbürlendiği de görülmüş değildir kusursuz mantığıyla. Yine de bütün espriyi başından "çakmıştır". Varsa şayet büyüktür tabancası. Tabancanın küçüğünü -her daim jilet gibi takım elbiseleri, kadınları bir anda teslim alan incecik sözcükleriyle- öbür dedektifler taşır, burjuvadırlar!
Ama kendini olduğundan başka biri gibi almak istemeyecek kadar onurlu olduğum için, bana verilen üne yaraşır olmaya tüm araçları kullanarak çalışmam gerektiğini düşünüyordum; tam sekiz yıl önce bu arzuyla tanıdıklarımın bulunabileceği her yerden uzaklaşmaya ve buraya çekilmeye karar verdim, bu ülkede uzun süren savaş öyle bir düzen kurmuştur ki orada bulunan ordular ancak barışın meyvalarından olabildiğince güvenli bir biçimde yararlanmayı sağlasın diye oluşturulmuş gibidir; böylece çok etkin ve başkalarının işlerine meraklı olmaktan çok, kendi işlerine çok özenli olan büyük bir insan kalabalığının arasında, en kalabalık kentlerde, hiçbir kolaylıktan yoksun kalmadan en uzak çöllerdeki kadar yalnız ve kopmuş yaşayabildim.