Bu kitabı okuduktan sonra asla aynı kişi olmayacaksınız.
9/10
·500 syf.··
2026 24. kitabı
Bu kitabı sanki bir geçmişe yolculuk, kendi tarihini bilmek için bir araç gibi düşünebilirsiniz. Kitap yakın tarihimizi anlatırken çok sıkmadan tarihe boğmadan yapıyor(bazı fikret sağlam bölümleri hariç) iki kuşak aşkı arasına serpiştirilen kaynakçalı bilgilerle kendi tarihime ne kadar cahil olduğumu farkettim. Dili çok akıcıydı mesajları tespitleri çok yerindeydi. Tartışılacak üstüne konuşulacak çok güzel bölümler vardı. Fikret ve Sabia arasındaki o naif ve vefalı aşk insanın iliklerine kadar işliyor. Köy enstitülerinin gerçeğini, bu ülkeye yapılan kötülükleri, kendimizi geliştirmemize asla fırsat verilmeyişini, zeytinyağımızı kötüleyip zorla margarin yedirdiklerimi, kendi ineğimizin sütü varken süt tozu içirmeye zorladıklarını, Natoya bizi kabul ettikleri tarih ile Kore savaşına asker yollamamızı istemeleri arasında bir yıl kadar kısa bir süre oluşu, sağ-sol, dinci-atatürkçü gibi saçma gruplamalarla insanlarımızı birbirine öldürttüklerini, hapise atmak için bahane bile aramadıklarını, hapishanelerde maruz kalınan işkenceleri.... daha sayamacağım bir sürü şey öğreneceksiniz.Bu kitabı okuyun, öğretmenseniz bu kitabı kesinlikle okuyun.
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20211,995 okunma
Arzular, Kadınlar ve Özgürlük..
8/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Kitabın ismi gibi konusu da çok ilgi çekiciydi. Başta yemeklerden ziyade cinayet hikâyesi okuyacağımı sanıyordum ama aslında insanın arzularını, toplumun kadınlara bakışını ve hayatın içindeki küçük zevkleri anlatan çok katmanlı bir hikayeydi. Yani bolca yemek tarifli ve cinayet ile başlayan ama sonra arzuların insana neler yaptırabileceğini okumuş oldum. Kitap boyunca en çok hoşuma giden şey, yemeğin sadece yemek olarak kalmamasıydı. Bir tabak pirinç, bir parça ekmek ya da tereyağı hepsi bir anda hayata dair bir düşünceye dönüşüyor. Hatta kitapta geçen şu söz bunu çok güzel anlatıyor. “Gerçekten lezzetli bir şey yemek, insanın kendine verdiği bir ödül gibidir.” Yemek sahneleri bana sadece mutfağı değil, insanın iç dünyasını da anlatıyormuş gibi geldi. Özellikle yemek yerken alınan haz ile hayatın içindeki diğer arzular arasında kurulan bağ çok etkileyiciydi. “İnsanlar çoğu zaman başkalarının iştahından rahatsız olur; çünkü iştah özgürlüğün bir biçimidir.” Bazı yerlerde anlatı biraz duraksıyor gibi hissettim. Tempo zaman zaman yavaşlıyordu ama buna rağmen kitap yine de akıcı ve merak uyandırıcıydı. Çünkü her konuşmada sadece bir suç hikâyesi değil, aynı zamanda kadınların toplum içindeki yeri tartışılıyor. Bir kadının iştahı, bedeni, arzuları ve seçimleri bile nasıl kolayca yargılanabiliyor. Kitabın arka kapağında geçen şu cümle de romanın ruhunu çok iyi özetliyor gibi geldi bana: “Yine de ne olursa olsun asla hoş görmediğim iki şey var: feministler ve margarinler.” Bu cümle ilk başta sert ve hatta provokatif gibi duruyor. Ama kitabı okudukça bunun aslında karakterin dünyaya bakışını gösteren bir metafor olduğunu anladım. Margarinin tereyağının ucuz bir taklidi olması gibi, bazen toplum da insanların gerçek arzularının yerine daha “uygun” görülen alternatifler
1000Kitap
TereyağıAsako Yuzuki · İthaki Yayınları · 2025424 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·88 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 17:34
Kişinin kendi içindeki çatışmalar yeri geldiği zaman merhamete yeri geldiği zaman nefrete dönüşür. Merhaba arkadaşlar bugün size @tbsydm 'ın hiçlik yada her sey kitabını yorumlamak için geldim.. kitabımız felsefi bir kitap Ama tabii Bizim de ders çıkaracağımız konular var.. Onun için karakterimizin ismi yok zaten ..bazı kısa kitaplar derin ifadeler bırakır gercktn Kitap bir şirkette çalışan bayan kahramanımız ile başlıyor havanın soğuk olmasına karşın tek çorabını bulamadığından dolayı tek çorapsız ayakkabı giyip işe giden bir bayan metro bomboş olsa bile ayakta gitmeyi tercih eden bayan çünkü o koltukta Hakkı olmadığını gören bir bayan. Bayan kahramanımızın iş yerinde zilli Türkan adında bir kadın vardır kahramanımızın yanına gelir ve elindeki poğaçayı genç kadının ağzına sokar kahramanımız poğaçadaki margarin kokusundan midesi bulanır sanki makine tadı gelir ve lavaboya gidip ne varsa çıkarır. O sırada lab tuvalete çaycı Şakir girer ve zilli Türkan kadının hamile olduğunu iş yerindeki departmanların hepsine yaymaya başlar çaycı Şakir ortada olmayan çocuğun babası olduğu yalanını atar Bayan kahramanımızın hayatındaki erkeklere Adem bir Adem 2 ve Adem Üçler arada ademlerle konuşur Ama en çok Adem'in ki kafasında yer etmiştir bu ademleri iş yerinde düşünüp bir şeyler mırıldanırken oradakiler de görür.. Kahramanımız anne ve babası tarafından terk edilmiştir ona can yoldaşı olmak için hector adında bir kedi alır.. bir gün akşam eve geldiğinde kedinin evde olmadığını görür camlar bile kapalı olduğu halde hektorun nasıl kaçtığını düşünür bir yere saklanıp çıkıp geleceğini düşünür.. Ve ağlamaya başlar kendini sokaklara atar. Kedisinin gitmekte haklı olduğunu ve kedisinin kusuru olmadığını ve bu suçları kasten işlememiş olduğunu düşünür. Sokaktaki derken bir ilan
Hiçlik ya da Her ŞeyTuğba Saydam · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 2024347 okunma
Runyx'den Enigma incelemesi
10/10
·480 syf.··
2025 120. kitabı
Yeni bir kitap ile geldim Enigma Konusundan biraz bahsedelim: Salem adlı kız karakterimiz Mortemier adlı bir üniversiteye, ablasının yanına gitmektedir. Fakat bu üniversitede her şey görüldüğü kadar değildir. Neredeyse her sene bir kadın intihar eder. Kadınların hepsinin ölümü intihar vakası olduğundan dava öylece kapanır. Salem ise ileride adlı tıp uzmanı olmak isteyen, ölülerin neden öldüğüne dair bir iz arayan biridir. Hiç bir davayı çözememiş olsa da bu sefer çözeceğine emindir. Çünkü kaç yıldır Mortemier üniversitesine giden ablası Olivia da bu intihar süsü verilen kurbanların içindedir. Salem bir taraftan bu olayı çözmeye çalışırken bir taraftan da kendisinin hakkında resim yapmaktan hiç bir şey bilinmediği bir adamın sırlarını açığa çıkarmaya çalışır. Aynı zamanda bu kişi dersine girdiği bir profesör'ün asistanlığını yapmakta olan Cazimir van der wall dır. Bakalım sizi neler bekliyor olacak?? İncelemeye gelirsek: (spoiler olabilir) Kitap boyunca öldürülen kadınların katilini bulmaya çalışıyorsunuz. Ben de kitap boyunca başrol karakterler dışında herkesten bekledim katil olmasını. Yani "kesin kız karakterin arkadaş ortamından biri çıkar en sonunda" diye düşünsem de asıl olay aklımın ucundan geçmedi. Şüphelendiğim karakterler oldu "kesin odur" dediğim ve doğru da tahmin etmiştim. Yinede bütün herkesi süzgeçten geçirdim bir kere yani. Şöyle ki her hangi bir cinayet kitapını okurken bariz olan karakter diye düşünürüz ya aslında çok yakın bir kişi çıkar o katil. Burada ise tam tersi oldu. Kitapın sonunda her şeyin bir anda çözülmesi ile ilgili hiç beğenmeyen olmuş. Yani okur istiyor ki her şeyi yavaş yavaş çözelim öyle hemen öğrenmeyelim her şeyi. Benim bunla ilgili bir sıkıntım olmadı. Beğendim kurgu çok iyidi. Yazarın Yırtıcı serisini de okudum ve ben darc
1000Kitap
EnigmaRuNyx · Martı Yayınları · 2025109 okunma
9/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 159. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere yazarın @asakoyuzuki Tereyağı isimli kitabıyla geldim. Gerçek bir olaydan esinlenilerek yazılmış ve Japonya'da büyük ses getiren bu kitaba başlayalım. "Yine de ne olursa olsun asla hoş görmediğim iki şey var: feministler ve margarinler. Rika evde yemek dahi yapmayan yarı zamanlı iş hayatı olan bir kadın. Japonya'da kısa aylar içerisinde 3 cinayet işlenmiştir ve bu cinayetlerin suçlusu olarak görünen tutuklu aşçı Manako kajii ile bir röportaj yapmak ister. Rika nasıl yaklaşacağını tam kestiremez. Ama meslek hayatı ve sosyal yaşam için önemli olan bu ropörtaj ile konuşma yazısını yapmaya kararlıdır. Türlü türlü mektupları yazsalar da dönüşü alamayınca. Rika son kez. Son kurbanı için yapılar dana yahninin tarifi sormak için şansını dener. Bir yemek tarifi için mekbu yazar. Yemek tarifi ile başlayan iletişim Manako kabul ettiğini ve görüşün olacağı gün iletilir. Hemen atlar ve Tokyo cezaevine gelir. Yalnız hayal ettiği gibi değildir. Manako daha genç ve güzeldir. Aşçı olduğunu bildiği için daha tombul bekliyordur. Sohbetleri başlar. Manako buzdolabında ne olduğunu sorar yemek fikri için Rika cevap verir bir margarin ne kadar sinir ederse okadar sinir eder Manako'u. Ve bir pirinç pilavı ve tereyağın önemini lezzetini dinler Rika. Hemen eve ulaşır ve ilk işi o tarifi denemek. Tabi o dönem tereyağı kıtlığı var nadir yerlerde pahalı ücretlere satılıyor. Aslında katilin kendisine Konkatsu killer takma ismi verilmiş sebebi mi oda evlilik avcısı olduğu için. Çeşitli siteleri ziyaret ediyor bu katilimiz. Yanlız iş adamlarını ev yemekleri ile baştan çıkardığı ve öldürdüğü iddia ediliyor. Rika'nın amacı yemek üzerinden Manako ile yakınlaşmak ve cinayetlerin detaylarını öğrenmekten çıkar. Rika bu tereyağı lezzetine alıştığı için ve hatta evinde
1000Kitap
TereyağıAsako Yuzuki · İthaki Yayınları · 2025424 okunma
Bir işçi romanı klasiği
9/10
·656 syf.··
2025 6. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2025 00:00
Kitabın Felsefesi: Roman, Noonan'ın yaşadığı güney İngiltere kıyı kasabası Hastings'den esinlenen, ancak kitapta anlatılan coğrafi konumu gerçek Hastings kasabasından oldukça uzakta bulunan kurgusal Mugsborough kasabasında geçmektedir. Kitapta inşaat işçileri, "Mağara" adı verilen bir evdeki tadilat işinde çalışmaktadırlar. İşçilerin çalıştığı eve verilen bu Mağara isminin, yazarın Platon felsefesine ilgisi bulunmasından dolayı Platon'un "Mağara Alegorisi"ne bir gönderme olduğu düşünülür. Platon'un Mağara Alegorisi'nde, insanlar karanlık bir mağaraya zincirlenmişlerdir; bu insanlar oldukları yerden kalkamaz, hareket edemez, sağa sola bile bakamazlar, yalnızca tam karşılarında ne varsa onu görmektedirler. Bu insanların arkasında yanmakta olan bir ateş vardır ve ateşin önüne birtakım objeler tutularak bu objelerin gölgesinin insanların karşısındaki mağara duvarına yansıması sağlanır. Doğduklarından beri bu mağarada bulunan insanlar, gerçekliğin ne olduğunu bilmediklerinden duvarda gördükleri gölgeleri gerçekliğin ta kendisi zannetmektedirler. Bir gün içlerinden biri zincirlerini kırar ve mağaranın dışına çıkıp gerçekliğin ne olduğunu keşfeder. Böylece mağarada gördüğü gölgelerin gerçeklik olmadığını, gerçekliğin yalnızca bir taklidinden ibaret olduğunu fark eder. Bu bilgiyi arkadaşlarıyla paylaşmak için mağaraya koşar ve bu gördüklerinin birer yansıma olduğunu, gerçeklik olmadığını, asıl gerçekliğin farklı olduğunu ne kadar anlatmaya çalışsa da diğerleri mağarada gördükleri yansımalardan başka bir gerçeklik olduğuna inanmazlar. Onlara hiç bilmedikleri, doğduklarından beri bildikleri gerçekliğe aykırı düşen başka bir gerçekliğin mağaranın dışında var olduğunu anlatabilmek imkansızdır. Platon'un Mağara Alegorisi'ndeki anlatımına benzer şekilde, Tressell'in kitabındaki
Edebiyat
Baldırı Çıplak HayırseverlerRobert Tressell · Alfa Yayınları · 202426 okunma