İntikam "bir bal damlası gibi akar insanın içine, sarar göğsünü duman gibi." ("Far sweeter than flowing honey wells up like smoke in the breasts of man.”) ......... Baskın yaptıkları köylerde hiç canlı bırakmamalarının
nedeni de bu: sağ kalanlar olursa öldürülen akrabalarının öcünü alacaklarını biliyorlar.
"Eskiden beri yamyamlık tam da ilkel yabaniliğe özgü bir davranış sayılırdı; buna tepki olarak da birçok antrapolog yamyamlık bildirimlerini komşu kabilelerin kan iftirası niteliğindeki karalamaları sayarak göz ardı etme eğilimi gösteriyorlardı ........... Tarih öncesinde yamyamlık evrim sürecimizi etkileyecek kadar yaygın bir uygulama olabilir: genomumuzda yamyamlık yoluyla bulaşan prion hastalıklarına karşı savunma amacıyla korunduğu düşünülen genler bulunuyor."
"İlk devletler, daha çok güçlü bir çevrenin yerel halkın kaynaklarına el koyarak onları
komşularından ve birbirlerinden korumayı vadeden koruyucu mafyanın şantajcı uygulamalarına benziyor. Bunun sonucunda şiddet azalırsa, bu durum korunan halk kadar, onlara hükmeden efendilerinin de işine yarıyor. Tıpkı bir çiftçinin hayvanlarının birbirini öldürmesini önlemeye çalışması gibi, hükümdar da kendisi açısından telafisi imkansız zararlar doğuran, uyrukları açısından da kaynakları yeniden dağıtmanın ya da iç hesaplaşmanın ötesine gitmeyen çatışma ve baskın kısır döngülerini önlemeye çalışıyor."
"Kaldı ki, basit göçebe avcı-toplayıcılardan karmaşık yerleşik avcı-toplayıcılara, onlardan çiftçilik yapan kabilelere ve şefliklere, onlardan küçük devletlere, onlardan da büyük devletlere geçiş sürecinde şiddetin düzgün bir şekilde azalmasını beklemenin de anlamı yok. Görebildiğimiz başlıca dönüşüm, sınırları içinde şiddetin azalmasını sağlayan özellikleri barındıran bir toplumsal örgütlenme formunun ortaya çıkışı. Bu da merkezileşmiş devlet, yani Leviathan."
"Rousseau'nun romantik teorisi politik doğrucu bir insan doğası doktrinine dönüştü; bu hem "ilkel" insan doğasına ilişkin geçmişteki ırkçı doktrinlere karşı bir tepkiydi, hem de bu yaklaşımla insanlık durumuna daha iyimser bakılabileceğine inanılıyordu. Antropologların çoğuna göre, eğer Hobbes haklıysa, savaş kaçınılmaz, hatta arzu edilecek bir durumdur; dolayısıyla barıştan yana olan herkes Hobbes'un hatalı olduğu konusunda ısrarcı olmalıdır. Bu "barış antropologları" (bunlar aslında oldukça saldırgan akademisyenler; etolog Johan van der Dennen onları Barış ve Uyum Mafyası olarak adlandırıyor) insanlarda ve diğer hayvanlarda kendi türlerini öldürmeye ket vuran güçlü baskılanmalar bulunduğunu, savaşın yeni bir icat olduğunu ve Avrupalı sömürgeciler gelene kadar yerli halklar arasında savaşın zararsız bir ritüel olduğunu savunuyorlar."