Fatma

Fatma
@marikuri
”kıyılar boyunca akan suyu izlemek. rıhtımlar boyunca gitmek, duvarların dibinden yürümek. zaman kaybetmek, tüm tasalardan, sabırsızlıktan kurtulmak. arzulamayan, gücenmeyen, isyan etmeyen biri olmak.”
Bugün bu ülkedeki bütün bir temsilcilik sistemi, temelde despotizmi gizleyen bir kılıftan ibarettir. Kadınların temsil edilmedikleri doğrudur, ama yakınmaları yersiz olabilir çün­kü çocuklarının ağzına ekmek bile verememelerine rağmen, gene de soyluları destekleyen çalışkan işçiler de temsil edilme­mektedir. Alın terleri damızlık bir soylunun sevgilisinin arabasını süslemek için kullanılırken, onların temsil edildiği nasıl söylenebilir? Yaşamı sürdürmek için en gerekli maddelere ko­nulan vergiler, sonu gelmeyecekmiş gibi görünen bir sürü ay­lak prens ve prensesin art arda dizildiği aptalca geçitler düzen­lemeye harcanır; daha da kötüsü kalabalık da bu geçitleri hay­ranlıkla, ağzı açık izler.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kadınlar daha düzenli bir eğitim alsalar çok çeşitli işlerle uğraşabilir, böylelikle aile kurumu çatısı altında yasal olarak kendilerini satmaktan kurtulabilirlerdi. Durum böyle olsaydı kadınlar bazı işleri salt para için kabul eden erkekler gibi, pa­ra için evlenmezler ve böylece üstlerine düşen görevleri külfet olarak görmez, ihmal etmezlerdi.
Neden hep aynı temele dayanan ve bin yıl öncekiyle ay­nı ağırlığa - ama asla daha fazlasına değil - sahip olan ilke­lere dönüp duruyoruz? Ana babalar görevlerini layıkıyla ye­rine getirdilerse, o zaman çocuklarından minnettarlık bekle­yebilirler. Ama pek az ana baba bu hakka bu koşullar altın­da sahip olmayı kabul eder. Çoğu, çocuklarından kör bir ita­at bekler, çünkü aslında çocuklarına en iyi biçimde bakmış değillerdir. Zayıflıktan ve cehaletten kaynaklanan bu talep­lerini daha da bağlayıcı kılabilmek için de, en keyfi ilkeye gi­zemli bir kutsallık atfederler. Kötücül ve zayıf varlıklara, salt son derece güçlü bir içgüdüye boyun eğdiler diye kör bir ita­atle bağlanmak, keyfi bir ilke değil de nedir?
Kadınların anlayış güçle­ri geliştirilmedikçe, kadınlar kendi kendileri yönetecek o güçlü kişiliğe sahip olmadıkça, çocuklarının mizacının geliş­tirilmesinde son derece önemli olan akla asla sahip olamaya­caktır.
İyi bir anne olmak için bir kadının akıllı ve bağımsız ol­ması gerekir; çoğu bütünüyle kocalarına bağımlı olacak şe­kilde yetiştirildiğinden pek az kadın bu özelliklere sahiptir. Çekingen eşler genellikle aptal anneler olurlar; çocuklarının en çok kendilerini sevmesini istediklerinden, onları salt kor­ku duyulması gereken bir otorite olarak gösterdikleri babaya karşı gizlice kışkırtırlar.