”kıyılar boyunca akan suyu izlemek. rıhtımlar boyunca gitmek, duvarların dibinden yürümek. zaman kaybetmek, tüm tasalardan, sabırsızlıktan kurtulmak. arzulamayan, gücenmeyen, isyan etmeyen biri olmak.”
Bugün bu ülkedeki bütün bir temsilcilik sistemi, temelde despotizmi gizleyen bir kılıftan ibarettir. Kadınların temsil edilmedikleri doğrudur, ama yakınmaları yersiz olabilir çünkü çocuklarının ağzına ekmek bile verememelerine rağmen, gene de soyluları destekleyen çalışkan işçiler de temsil edilmemektedir. Alın terleri damızlık bir soylunun sevgilisinin arabasını süslemek için kullanılırken, onların temsil edildiği nasıl söylenebilir? Yaşamı sürdürmek için en gerekli maddelere konulan vergiler, sonu gelmeyecekmiş gibi görünen bir sürü aylak prens ve prensesin art arda dizildiği aptalca geçitler düzenlemeye harcanır; daha da kötüsü kalabalık da bu geçitleri hayranlıkla, ağzı açık izler.
Kadınlar daha düzenli bir eğitim alsalar çok çeşitli işlerle uğraşabilir, böylelikle aile kurumu çatısı altında yasal olarak kendilerini satmaktan kurtulabilirlerdi. Durum böyle olsaydı kadınlar bazı işleri salt para için kabul eden erkekler gibi, para için evlenmezler ve böylece üstlerine düşen görevleri külfet olarak görmez, ihmal etmezlerdi.
Neden hep aynı temele dayanan ve bin yıl öncekiyle aynı ağırlığa - ama asla daha fazlasına değil - sahip olan ilkelere dönüp duruyoruz? Ana babalar görevlerini layıkıyla yerine getirdilerse, o zaman çocuklarından minnettarlık bekleyebilirler. Ama pek az ana baba bu hakka bu koşullar altında sahip olmayı kabul eder. Çoğu, çocuklarından kör bir itaat bekler, çünkü aslında çocuklarına en iyi biçimde bakmış değillerdir. Zayıflıktan ve cehaletten kaynaklanan bu taleplerini daha da bağlayıcı kılabilmek için de, en keyfi ilkeye gizemli bir kutsallık atfederler. Kötücül ve zayıf varlıklara, salt son derece güçlü bir içgüdüye boyun eğdiler diye kör bir itaatle bağlanmak, keyfi bir ilke değil de nedir?
Kadınların anlayış güçleri geliştirilmedikçe, kadınlar kendi kendileri yönetecek o güçlü kişiliğe sahip olmadıkça, çocuklarının mizacının geliştirilmesinde son derece önemli olan akla asla sahip olamayacaktır.
İyi bir anne olmak için bir kadının akıllı ve bağımsız olması gerekir; çoğu bütünüyle kocalarına bağımlı olacak şekilde yetiştirildiğinden pek az kadın bu özelliklere sahiptir.
Çekingen eşler genellikle aptal anneler olurlar; çocuklarının en çok kendilerini sevmesini istediklerinden, onları salt korku duyulması gereken bir otorite olarak gösterdikleri babaya karşı gizlice kışkırtırlar.