”kıyılar boyunca akan suyu izlemek. rıhtımlar boyunca gitmek, duvarların dibinden yürümek. zaman kaybetmek, tüm tasalardan, sabırsızlıktan kurtulmak. arzulamayan, gücenmeyen, isyan etmeyen biri olmak.”
Geri kalmış yada geride bıraktırılmış gibi dış düşman mihraklarının uydurdukları iftiraların daha kibarca tarzı olan azgelişmiş, azıcık gelişmiş, birazcık gelişmiş, çok gelişmemiş, neredeyse gelişecek, ha gelişti ha gelişecek gibi vasıfları olan memleketimizin alınan yeni kararlardan sonra muasır medeniyet seviyesini geçtiğine vallahi de billahi de inanıp iman ettikleri gibi, kimin anasını şaapacağız diye aranıp duran yabancı sermayenin memleketimizi intihap ettiği için büyüklerimizin göğsü ve karnı ne kadar kabarsa azdır şimdi…
Anlaşılacağı üzere, tüm marazların ilk adımı ve çıkış noktası bozuk hayal gücüdür; kalbe yanlış bilgi gönderen, ısı değişimlerine yol açan, ruhun ve ahlatın değişmesine ve dengesizleşmesine neden olur.
Basitçe, insanların dediği gibi, "tüm dünya benim etrafımda dönüyor" diye mi düşünüyordum? Yoksa tam tersi miydi? Çok mu korkaktım? Şahsen benim hiçbir fikrim yoktu. Nasıl duracağıma dair hiçbir fikrim olmadan kendimi daha da perişan etmeye meyilli bir suçluluk yığınından başka bir şey değildim.