Fatma

Fatma
@marikuri
”kıyılar boyunca akan suyu izlemek. rıhtımlar boyunca gitmek, duvarların dibinden yürümek. zaman kaybetmek, tüm tasalardan, sabırsızlıktan kurtulmak. arzulamayan, gücenmeyen, isyan etmeyen biri olmak.”
Bununla birlikte, genel olarak ana babaya saygı ilkesi yoz bir ilkedir; ancak mülke bencilce bir saygıya dayanır. Babaya körlemesine itaat edilmesinin nedeni ancak zayıflık ya da insanı alçaltan başka güdüler olabilir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Zihnin gelişimine ilk zarar veren şey ana babalık otoritesinin yanlış kullanılmasıdır; kız çocuklarr buna erkek çocuklardan daha fazla maruz kalır. Keyifleri yerinde olmadıkça hiçbir eleştiriyi ya da tartışmayı kaldıramayan insanların iradesi, nerdeyse hiçbir zaman aklı temel almaz. Kız çocuklar bu keyfi otoriteden kalabilmek için daha çok erken yaşlarda, sonradan kocaları üzerinde uygulayacakları kurnazlık geliştirirler.
Zihnin geliştirilmesi adını hak eden tek eğitim, gençlere düşünce oluşturmayı öğreten eğitimdir. Anlayış gücü belli bir sağlamlık kazanana dek imgelem onu baştan çıkarmaya çalışmamalıdır; aksi takdirde ortaya ancak kötülüğün ilk aşaması olan yüzeysellik çıkabilir. çocuğun öğrendiklerini bir gösteriye dönüştürmesini istemek, onun ahlakını her zaman olumsuz etkiler.
Ama insanın kendine aklına güvenebilmesi için zihninin güçlenmiş olması gerekir. Peki zihin uyuşuklukla, yargı gücünü geliştirmek yerine her konuda başkalarına danışmakla, kendine güven duymak yerine korkuyla itaat etmekle güçlenebilir mi? Varmaya çalıştığım nokta açıktır: Kadınlar akıllı varlıklar ve iyi yurttaşlar olduğunda, iyi eşler ve anneler de olacaktır; elbette erkekler de kocalar ve babalar olarak kendi görevlerini ihmal etmezlerse.
Ahlak değişmez ilkeler üzerinde yükselmelidir; aklın dışında herhangi bir otoriteye itaat eden bir varlığın ne akılcı, ne de erdemli olduğu söylenebilir.