İntihar Dükkânı Kitap; Tuvache ailesi ve onların garip işletmesi olan meşhur "intihar dükkanı"nı ve intihar dükkanına gelen müsterileri anlatıyor. Bu dükkan insanların ölümünü kolaylaştırıyor adeta. Örneğin; zehirler,urganlar, ölüm kitleri, ölüm öpücükleri, zehirli hayvanlar veya örümcekler ve daha da fazlası.. Dükkanın sloganı "Hayatta başarılı olamadınız mı? Bize gelin, ölümünüzü başaracaksınız!" Ailenin babası intihar kitleri, annesi ise zehirleri hazırlar, büyük oğulları Vincent jiletleri biler ve kızları Marilyn ise ölüm öpücüğü verir. En küçük oğulları ise Alan aileden tamamen bağımsız bir neşe kaynağıdır fakat ne yazık ki onun bu karakteri ailenin onu sevmelerine engel olmaktadır. Kitabın bir kısmında baba Mishima iki çocuğu için "... biz intihar eden ünlülerin adlarını verdik çocuklarımıza: Van Gogh'un Vincent'l,Monroe'nun Marilyn'i" diye bahsediyor ancak küçük oğullarına Alan ismini neden verdiğinden bahsetmiyor.
“Erkekler, kadınların kitap gibi olduğunu düşünür.Eğer kapak resmi hoşlarına gitmezse kitabı okumak istemezler.” Marılyn Monroe
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sistem, muhalefeti yok edemeyeceğini bilir. Çünkü muhalefet, insanlarda bulunan en yaratıcı, en yüksek enerjili durumdur. Bu yüzden, sistemi çökertmek yerine, onu enerji kaynağına çevirir. Che'nin T-shirt satışı, Malcolm X'in kurumsal panellerinde kullanılması, Marilyn'in deepfake reklam filmlerinde oynatılması—bunların hepsi, muhalif enerjiyi paraya tahvil etme praksisidir.
Felsefe
Bir keresinde internette bir şey duymuştum ve aklımdan çıkaramıyordum. Toplumun, sabıkalı insanlardan daha çok "çirkin" veya şişman insanlardan nefret ettiğini söylüyordu. Ve dürüst olmak gerekirse, buna tamamen katılıyorum. Belki her durumda değil, belki her zaman değil, ama durup etrafınızdaki dünyayı gözlemlediğinizde, rahatsız edici bir şekilde mantıklı gelmeye başlıyor. Dış görünüşleri eleştirmekte çok hızlıyız. Bakışlarımızı dikmekte, yargılamakta, insanları güzelliklerine göre sıralamakta çok hızlıyız. Birinin değerini ne kadar çekici olduğuna, ne kadar zayıf olduğuna, ne kadar iyi giyindiğine, ne kadar " derli toplu " göründüğüne göre belirliyoruz. İnsanlar birinin acımasızlığını sorgulamadan önce kilosuna gülüyorlar. Birinin karakterini sorgulamadan önce yüzüyle alay ediyorlar. Ve nedense, nezaket, empati, duygusal olgunluk ve derinlik ikinci plana atılıyor. Birisi bencil, manipülatif, kaba, kıskanç, duygusal olarak mesafeli veya hatta son derece kırıcı olabilir, ancak yeterince çekiciyse insanlar bunu mazur görür, romantize eder veya görmezden gelir. Ama birisi güzellik standartlarına uymuyorsa? Birdenbire herkesin bir fikri olur. Herkes dış görünüşünü düzeltiyor ama ruhunu değil. Belki de bu yüzden birçok güzel insan hâlâ çirkin izlenimler bırakıyor. Toplum bizi sürekli olarak görünüşümüzü iyileştirmeye zorluyor. Cilt bakımı. Dolgu maddeleri. Estetik ameliyatlar. Spor salonu takıntısı. Güzellik standartları. Sosyal medya baskısı. Kusursuz bedenler. Kusursuz dişler. Kusursuz fotoğraflar. Kusursuz hayatlar. Nereye baksanız, birileri size kendinizin daha iyi bir versiyonunu satıyor. Daha güzel bir versiyonunu. Daha arzu edilir bir versiyonunu. Sanki insan olmak sürekli düzeltmemiz gereken bir şeymiş gibi. Ama kimse travmayı iyileştirmekten yeterince
Substack
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK VE ALGORİTMİK KAPİTALİZMİN SERT DUVARI: ROBIN HOOD MİTOSUNDAN DİJİTAL SİMÜLASYONUN İFLASINA KÜLTÜREL EKONOMİ-POLİTİK BİR MANİFESTO ALTYAPININ DÖNÜŞÜ VE MİTİK MORFOLOJİ Geç kapitalizmin ekonomi-politik yapısı, kendini mekânsız, bulut tabanlı, sürtünmesiz ve sonsuz bir akışkanlık olarak sunan siber-algoritmik bir illüzyon üzerine kuruludur. Gilles Deleuze’ün kontrol toplumu olarak kavramsallaştırdığı bu yeni evre, bireyin kodlar, şifreler, modülasyonlar ve sürekli veri akışlarıyla kesintisiz bir denetime tabi tutulduğu bir matriks vaat eder. Ancak bu vaat, ideolojik bir örtüden ibarettir. Algoritmik kapitalizm, kendini ne kadar soyut ve maddesizleştirilmiş olarak sunarsa sunsun, eninde sonunda evrenin bükülmez fizik yasalarına, termodinamiğin acımasız gerçekliğine ve somut coğrafi ya da jeopolitik boğaz noktalarına bağımlıdır. Bu makale, entelektüel tarihin en eski isyan mitlerinden biri olan Robin Hood figürünün çağlar boyunca geçirdiği morfolojik dönüşümleri temel alarak, kapitalizmin muhalif enerjiyi evcilleştirmek için ürettiği "Kültürel Artı-Değer" mekanizmasını deşifre etmektedir. Geliştirilen "Kültürel Termodinamik" teorisi uyarınca; sisteme karşı geliştirilen her radikal isyan, adalet talebi veya arzu nesnesi, kapitalist aygıt tarafından emilerek simülasyon evrenine tahvil edilir. Ne var ki, bu dijital simülasyonun sürdürülebilmesi için harcanan muazzam atomik ve fiziksel enerji, sistemi kaçınılmaz bir çöküş eşiğine, yani "Sert Duvar" gerçekliğine taşımaktadır. Michael Sarnoski’nin sinematik praksisinden Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi küresel ikonların ontolojik dönüşümlerine uzanan bu dokuz eksenli söküm matrisi, siber-panoptikonun elektriklerinin kesileceği o fiziksel sınırı ekonomi-politik, deterministik ve termodinamik
Felsefe
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK: Hegemonya, Kontrol ve Maddi Sınırlar Üzerine Dokuz Eksenli Bir Analiz Robin Hood efsanesinin 12. yüzyıldan günümüze evrimini takip eden bu çalışma, muhalif kültürel figürlerin kapitalist sistem tarafından nasıl absorbe edildiğini ortaya koymaktadır. Dokuz eksenli metodoloji aracılığıyla, bu dönüşümü sadece kültür-politik değil, aynı zamanda termodinamik yasaları ile fiziksel altyapısının çelişkileri bağlamında analiz edilmektedir. Kültürel Termodinamik olarak adlandırılan bu çerçeve, Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi tarihsel figürler üzerinden test edilmiş ve evrensel bir geçerliliğe sahip olduğu gösterilmiştir. Son olarak, simülasyonun maddi sınırları ve kodlanamaz yaşamın direniş potansiyeli incelenerek, kapitalizmin kaçınılmaz fiziksel çöküşü ve insanın kuantum belirsizliği aracılığıyla direniş olanakları tartışılmıştır. GİRİŞ: "MASKENİN" TARİHİ VE "HARD WALL"IN KAÇINILMAZLIĞI Bir efsanenin tarihsel metamorfozunu incelemek, aslında o efsanenin yazıldığı dönemin güç ilişkilerini, sınıfsal kaygılarını ve egemen ideolojisini deşifre etmek demektir. Robin Hood, 12. yüzyılda sözlü anlatım geleneğiyle ortaya çıkmasından bu yana, her çağda farklı bir maske takmıştır. Ancak bu maskelerin altında, aynı bir gerçeklik yer almıştır: Muhalif enerji, sistem tarafından sürekli olarak absorbe edilmiş, estetikleştirilmiş, soyutlaştırılmış ve sonunda paraya tahvil edilmiştir. Bu makale, Robin Hood efsanesinin bu yolculuğunu takip ederken, aynı zamanda muhalif kültürel figürlerin dönüşümünün bir termodinamik yasası olduğunu iddia etmektedir. Sistemi yok edemeyeceğimiz için, hatta sistem onu her saldırısı karşısında güçlendireceği için, direncin son kapısı—paradoksal olarak—fiziksel yasalardır. Elektrik kesilir, çip krizi yaşanır, nehirler kurur.
Felsefe