Yaşayan iki annenin biricik yetim kızıydım. Biri beni daha ağzımda sütü kurumamışken evlatlık vermişti, diğeri de beni on üç yaşında ilk anneme iade etmişti. Ayrılıkların, yalancı ya da gerçeği söylemeyi reddeden akrabaların, mesafelerin kızıydım. Kimin kızı olduğu mu artık bilmiyordum. Aslında şimdi bile bildiğim söylenemez.
Her gün gördüğümüz ve varlığını kendi varlığımızın bir parçası kabul ettiğimiz birinin sonsuza dek aramızdan ayrılmış olabileceğine, sevilen bir gözün ışıltısının söndüğüne, tanıdık ve sevdiğimiz bir sesin susup bir daha asla duyulmayacağına zihnimizin kendini ikna etmesi ne kadar da uzun sürer?
Aşkın kötü tarafı insanlara verdiği zevki eninde sonunda ödetmesidir. Şu veya bu şekilde... Fakat daima ödersiniz... Hiçbir şey olmasa, bir insanın hayatına lüzumundan fazla girersiniz ki bundan daha korkunç bir şey olamaz...