Ancak hayat dediğin nedir ki? Anlaşılmaz bir sır. Kurduğumuz düzen hep öyle sürüp gidecek sanırız. Birden ip kopar, ışık söner, her şey darmadağın olur.
Ölüm geride kalanları, inançlı ya da inançsız, mantıklı ya da duygusal olduklarına bakmadan, başların büyük bir teslimiyetle öne eğildiği, herkesin ''kader''den, ''ecel''den ve ''vakit''ten söz ettiği, genç ölmemek, sırayı bozmamak ve çok acı çekmemek dışında her şeyin anlamını yitirdiği bir dünyada buluşturuyor. İnsanı bir gün önce tüm benliğiyle karşı koyduğu şeylere inandırıveriyor, hayatta ağzına almadığı lafları tüm samimiyetiyle söyletiyor. Ama sadece bir günlüğüne. Ölüm geride kaldığında herkes eski haline dönüyor.
Yaşlanmanın korkutucu yanı ölümün yaklaşması değil, gerçekleştiremediğin hayallerin için kurduğun ''Canım, nereden baksan daha önümde .... yıl var'' cümlesindeki boşluğa yazdığın sayının giderek küçülmesi.