9/10
·296 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 00:10
Yazarı en kaba tabirle travmatik insanlara bir araya getiren bir yazar olarak tanımlayabilirim. Bu kitapta da baştan itibaren duygusal bir yükle başladık. Kitaba çok büyük bir beklentim olmadan başladım. Malum yazarı çok sevdiğim için sebep de aramama gerek kalmadı. Yanlış hatırlamıyorsam bir tane daha yazardan okumadığım kitap var. Sevgili Satori Kitap etkinliği için bu ay son okuyacağım kitap buydu. Önümüzdeki ay neler yapabilirim. Hep birlikte göreceğiz. Jessica ve Callen ilk tanışmalarını 11 yaşlarında tren raylarında gerçekleştirmişlerdi. O zaman o buluşmalar onlar için birer sığınak gibiydi. Hani şu evlerinde mutlu olmayan çocukların mutluluğu başka bir yerde araması hikayesi. Callen bir anda ortadan kaybolmuştu. Jessica onunla yeniden denk geldiğinde artık yirmili yaşlardalardı. Biri ünlü bir besteci diğeri garson.. Callen zengin olunca bayağı şımarık bir zampara olmuştu. Ne kadar istesem de bu hallerine uygun bir kılıf bulamadığımı söylemem gerekiyor. Delicesine bir çekim vardı aralarında. Callen hatırlamıyordu ama Jessica hatırlıyordu. Gerçekten kızımız için bayağı üzüldüm. Annesi gibi geride kalan, bekleyen ve sonrada kahrından ölen bir kadin olmak istemiyordu. Yine de o da bu adama çekilmekten duramıyordu. Ne de olsa geçmişin acıları birdi ve birlikte aşmaya alışkınlardı. Bir anlaşma yaptılar. Jessica iş için bu şatoya gelmişti. Callen ise biraz tatil ve kaybettiği ilhamını bulmaya. Bu iki haftayı sonrası için hiçbir söz vermeden birlikte yaşayacaklardı. Kader mi? Tesadüf mü? Bunu kitabın sonunda okuyacağız. Gerçekten modern bir masalmış gibi kitabı okuyorsunuz. Fransa ve tasvir edilen ortam buram buram aşk kokuyordu dostlarım. Birde işin içine şato girince abovv ortalık tam aşk merkezi oldu. Geçmiş kalıntılardan bulunan sayfaları okumak ilginç bir şekilde
1000Kitap
Kalpte Saklı KelimelerMia Sheridan · Yabancı Yayınları · 2025111 okunma
Prens Oleomargarin’in Aşırılması
10/10
·160 syf.··
2025 9. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2025 21:33
Mark Twain’ in zamanında kızları için uydurduğu bir masalmış Prens Oleomargarin’ in aşırılması. Twain’nin ölümüyle birlikte arkadaşı Philip Stread onun tuttugu notları bir araya getirerek, bu yarım kalan hikayeye bir son yazmış. Kitabın çok güzel illüstrasyonlarla bezenmiş olması benim çok hoşuma gitmişti. Çocuk kitabı olmasına rağmen yetişkinlerin de kesinlikle okuması gereken bir kitaptı. Okurken bitmesini hiç istemedim. İyilik, şeref ve cesaret üzerine yazılmış, naif ve hüzün dolu bir hikayeydi. Konuya gelecek olursak Johny isimli kahramanımızın bu hayatta büyükbabasından başka kimsesi yoktur ve dürüst olmak gerekirse o da çok iyi bir adam sayılmaz. Çok yoksul olan bu çoçugun bir gün büyükbabasının isteği ile Açlık ve Kıtlık adını verdikleri iki tavugu satmak için pazara gitmesi ile başlar. Zorlu bir yolculugun ardından kadın ona ekmesi için bir tohum verir. Bu tohumları ekerse ve sebat gösterirse, içindeki boşluk hissinin dolacağını ve bir daha hiç aç kalmayacağını söyler ve gider. Johny tüm söylenenleri yapar . Tavuk karşılıgında bir avuç tohumla geldiğini gören büyükbaba çok sinirlenir ve tohumları yemeye çalıştıgı için ölür.Artık yalnız ve aç durumda olan Johny bir yere gidip ölmeyi bekler… Hikaye böyle devam ediyor. Ben çok severek okumuştum. Her yaştan insana tavsiyemdir.
1000Kitap
Prens Oleomargarin’in AşırılmasıMark Twain · Can Çocuk Yayınları · 2019164 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zamanın Kalbine Açılan Bir Hikâye
8/10
·304 syf.··
2025 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 16:29
Çocuk masal kitabı türünde yazıldığını zannederek başladığım ancak sayfalar ilerledikçe gerçek bir gözle kaleme alınmış eleştirel bir yazın olduğunu anladığım kitabın incelemesini heyecanla paylaşıyorum. 'Momo' büyük bir kentin içerisinde eski bir tiyatro harabesinde yaşayan yapayalnız bir kız. Birkaç dostu ve oldukça az eşyası dışında sahip olduğu hiçbir şeyi yok. Evet, maddi olarak pek bir gücü sahiden de yok ancak içsel olarak gerçek bir yeteneği var: Eşsiz bir dinleyici olmak. Zamanının çoğunu dinleyici olmakla harcayan Momo, etrafındaki dostlarına onlar fark etmeden epey büyük yardımda bulunan birisi. Gel zaman git zaman derken bu büyük şehrin içerisindeki insanlar sanki hayat ışığını kaybetmiş gibi oldukları yerde acınası hâle gelirler. Momo bunu sonradan fark edecektir ancak bu işi çözmek o kadar da kolay bir durum değildir. Hikâyenin içinde hayalet tarzında sözü edilen "duman adamlar" aslında zaman kavramının en büyük işgalcileridir. İnsanları kandırarak onların sahip oldukları en önemli varlığı kendilerine almak istemektedirler: Zamanlarını. Yaşamı korkunç hâle getiren duman adamları durdurmanın bir yolunu bulmak yok denecek kadar zordur. Tabii ki bu mücadeleyle uğraşacak belli başlı kişiler çıkacaktır ama sınırsız gücü elde eden "duman adamları" gerçekten durdurabilecekler midir? İşte bu sorunun cevabı kitabın içerisinde gizli. Uzun bir maceraya atılmak için okumanız gerekli. Michael Ende, toplumumuz ve günümüz insanının zaman algısı ve zamanı anlamlandırması üzerine bu kitabı yazmış. Gerçekten de günümüzü düşününce zaman ne kadar hızlı akıyor, değil mi? İnsanlar oradan oraya koşturarak günlerinin hatta ömürlerinin tamamını yiyorlar. Üstelik tüm bunlar olurken kimse mutlu da değil. Yalnızca zaman tüketmek için yaşanılan binlerce hayata şahit oluyoruz.
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,3bin okunma
Duvarın Ötesindeki Dünya: Gallant'ın Gölgesi
8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2025 135. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2025 21:34
Sonunda Gallant 'ı okudum... Şey, diğerlerinden o kadar geç başladım ki bu romana haliyle insanlardan duya duya da zamanla bayağı bir beklenti sahibi oldum. Şimdi kitabı beğendim tabii ve böylelikle Victoria Schwab (V.E. Schwab) 'tan okuduğum hiçbir hikaye beni yüzüstü bırakmamış oldu. Amaaa, ben kafamda her şeyi biraz fazla abarttım galiba çünkü yazarın okuduğum diğer kitaplarına kıyasla Gallant 'ın biraz daha sönük kaldığını düşünüyorum, hem yazımı hem de anlatımı da öteki kitaplarından biraz farklıydı ayrıca. Bunu söyleyebiliyorum çünkü bununla birlikte bugüne kadar Victoria Schwab (V.E. Schwab) 'tan tam tamına 5 farklı roman okumuş oldum, Allah artırsın. Yine de Gallant 'ı sevdiğimi söylemeliyim. Evet, farklıydı ama güzel bir farklılıktı bu. Hikaye daha çok gotik bir havaya sahip ve insana okurken karanlık bir masalmış hissiyatı veriyor. İçinde aşırı aksiyon yok, her şey daha çok yavaş ilerliyor diyebiliriz. Ama hortlaklar, Gallant isimli malikanenin kötü versiyonu, Ölüm'ün vücut bulmuş hali olan Efendi ve delilikle mücadele eden bekçi Prior hanesi gibi unsurlar sâyesinde roman bize gerilim, merak ve çözülmesi gereken pek çok sır sunmuş oluyor. Olivia Prior, yetimhanede yaşayan dilsiz bir kız ve henüz daha iki yaşında bir bebekken annesi tarafından sadece bir günlükle beraber o hapishane gibi olan kasvetli, gri binaya terk edilmiş. Olivia bir sebepten ötürü diğer herkesin aksine hayaletleri görebiliyor ama bu hortlaklar ne konuşabiliyor ne de ona dokunabiliyor. Olivia'da bu sayede başkalarına belli etmeden ve zamanla onları görmezden gelmeyi öğrenerek sıkıcı hayatına devam ediyor. Aslında hayali bu yetimhaneden kaçıp özgür olmak ve sevildiği, istendiği ve aile diyebileceği insanlarla birlikte yaşayabilmek. Birgün müdire hanım onu odasına çağrıyor ve kıza artık oradan ayrılma vaktinin geldiğini
1000Kitap
GallantVictoria Schwab (V.E. Schwab) · Artemis Yayınları · 2025391 okunma
Puan vermedi·332 syf.··
Beğendi
·
2025 134. kitabı
Merhabalar, Asla gerçek olmasını istemediğimiz dönemler, kişiler ve hikâyeler vardır. O kadar ağır, o kadar sarsıcıdır ki… İnsan onları ancak bir masalın örtüsüne sararak anlatabilir. “Mutluluk İhtimali” de benim için böyle bir hikâye. O yüzden size de bir masalmış gibi aktaracağım. Bir varmış bir yokmuş… Duvarların gölge gibi yükseldiği bir ülkede küçük bir kız doğmuş. Daha Berlin Duvarı yıkılmadan önce, Doğu Almanya’nın ağır havası onun ilk nefesi olmuş. Büyürken evin içinde sessizlikler dolaşırmış; anne babasının gözlerine baktığında çoğu zaman bağ kuramazmış. Masal bu ya, kimi zaman günce kadar yalın, kimi zaman da kalbin kabuğunu soyarcasına derin cümlelerle anlatılırmış. Küçük kızın hikâyesi öyle tanıdık, öyle içtenmiş ki, okuyan herkes kendi çocukluğunun gölgeleriyle buluşurmuş. Kimisi gözleri dolarak ilerler, kimisi satır aralarındaki yalnızlıkla kendi yalnızlığını yan yana koyarmış. Ama yolculuk, yalnızca bir çocuğun iç dünyasıyla sınırlı kalmazmış. Bir gün masalın kapıları aile tarihine, oradan da ülkenin suskun geçmişine açılmış. Kahramanın dedesi çıkmış karşımıza: İkinci Dünya Savaşı’nın karanlık günlerinden, ardından sosyalist Doğu Almanya’nın ağır yıllarından seslenen bir figür. Kuşaklardan kuşaklara taşınan trajediler büyüdükçe, toplumun hâlâ görmezden geldiği yaralar görünür olmuş. “Mutluluk İhtimali”… adı umut çağrıştırsa da sayfaları çevirdikçe aslında bize en derin, en sarsıcı hakikati fısıldayan bir masal gibiymiş. Burada bir kız çocuğunun özlemleri kadar bir ailenin sessizliği, bir ülkenin unutulmak istenen yaraları da varmış. Ama işte bütün bu satırlar bir masal değil aslında hayatın ta kendisiymiş. Ve ben bu masal olmasına bile zar zor tahammül edebileceğim gerçekliği gözlerim dolu dolu okudum. Bu derin yolculuğu Türkçede bize böylesine
1000Kitap
Mutluluk İhtimaliAnne Rabe · Livera Yayınevi · 2025105 okunma
Puan vermedi·332 syf.··
Beğendi
·
2025 134. kitabı
Merhabalar, Asla gerçek olmasını istemediğimiz dönemler, kişiler ve hikâyeler vardır. O kadar ağır, o kadar sarsıcıdır ki… İnsan onları ancak bir masalın örtüsüne sararak anlatabilir. “Mutluluk İhtimali” de benim için böyle bir hikâye. O yüzden size de bir masalmış gibi aktaracağım. Bir varmış bir yokmuş… Duvarların gölge gibi yükseldiği bir ülkede küçük bir kız doğmuş. Daha Berlin Duvarı yıkılmadan önce, Doğu Almanya’nın ağır havası onun ilk nefesi olmuş. Büyürken evin içinde sessizlikler dolaşırmış; anne babasının gözlerine baktığında çoğu zaman bağ kuramazmış. Masal bu ya, kimi zaman günce kadar yalın, kimi zaman da kalbin kabuğunu soyarcasına derin cümlelerle anlatılırmış. Küçük kızın hikâyesi öyle tanıdık, öyle içtenmiş ki, okuyan herkes kendi çocukluğunun gölgeleriyle buluşurmuş. Kimisi gözleri dolarak ilerler, kimisi satır aralarındaki yalnızlıkla kendi yalnızlığını yan yana koyarmış. Ama yolculuk, yalnızca bir çocuğun iç dünyasıyla sınırlı kalmazmış. Bir gün masalın kapıları aile tarihine, oradan da ülkenin suskun geçmişine açılmış. Kahramanın dedesi çıkmış karşımıza: İkinci Dünya Savaşı’nın karanlık günlerinden, ardından sosyalist Doğu Almanya’nın ağır yıllarından seslenen bir figür. Kuşaklardan kuşaklara taşınan trajediler büyüdükçe, toplumun hâlâ görmezden geldiği yaralar görünür olmuş. “Mutluluk İhtimali”… adı umut çağrıştırsa da sayfaları çevirdikçe aslında bize en derin, en sarsıcı hakikati fısıldayan bir masal gibiymiş. Burada bir kız çocuğunun özlemleri kadar bir ailenin sessizliği, bir ülkenin unutulmak istenen yaraları da varmış. Ama işte bütün bu satırlar bir masal değil aslında hayatın ta kendisiymiş. Ve ben bu masal olmasına bile zar zor tahammül edebileceğim gerçekliği gözlerim dolu dolu okudum. Bu derin yolculuğu Türkçede bize böylesine
1000Kitap
Mutluluk İhtimaliAnne Rabe · Livera Yayınevi · 2025105 okunma