(Kendi kimlikleriyle Portia ve Nerissa yaklaşırlar.)
PORTİA: Şu görünen aydınlık sofamda yanan mumun alevi. O küçücük mumun ışığı nerelere kadar ulaşıyor! Bir iyilik de bu kötü dünyada böyle ışıyor.
NERISSA: Ay parlakken mumu fark etmemiştik.
"Müziği sevmeyen ya da duyduğu müzikten etkilenmeyen bir insandan kötülük, gaddarlık ve hırsızlık beklenir. Ruhu gece kadar kördür ve hissizliği yeryüzü ile cehennemin arasındaki karanlık gibidir. Böyle birine güvenilmez.Müziği dinlemelisin. "
FAS PRENSİ: Hay Allah kahretsin! Bu da ne! Bir kurukafa! Göz boşluğunda da dürülmüş bir kağıt var. Okuyalım şunu.
"Her parıldayanı altın sanma;
Kim söylese de bunu, sakın inanma.
Az değil, dış görünüşüme kanan
Ve aldanıp sonunda canından olan.
Yaldızlı mezar görünce gözün kamaşır;
Bilmezsin ki içinde kurtlar kaynaşır.
Aklın da olsaydı eğer, yüreğin olduğunca;
Kafaca yaşlı olsaydın, bedence genç olsan da,
Durulmuş bulmazdın bu cevabı karşında.
Umudun söğüdü artık, hadi sana elveda."