Bir de "kendi tebaasına, kullarına" şefkatle kol kanat geren şu
sultanı gözlemleyin bakalım. İşte o, özgeciliğin ta kendisi değil mi,
kendini her an tebaası için feda etmiyor mu? Tabii ya,"tebaası" için. Hele sen onun kulu olmadığını, kendi kendinin kulu olduğunu göstermeyi bir dene de neler olacağını gör bakalım; onun egoizminin elinden kendini kurtardığın için zindana atılırsın. O halde sultan da davasını kendinden başka hiçbir şey üzerine kurmaz. O, kendisi için her şeyin içinde her şeydir, kendisi için biriciktir ve "onun tebaası, kulu" olmadığını söyleme cüretini gösteren hiçbir kişiye tahammül etmez. İşte bu çarpıcı örneklerden, en iyi durumdaki kişilerin egoistler olduğu sonucunu çıkarmıyor musunuz? Ben kendi adıma bunlardan bir ders çıkarıyorum ve bundan böyle kendi çıkarımı gözetmeden o büyük egoistlere hizmet etmektense, bizzat bir egoist olmayı istiyorum.
Tanrı sadece kendi meselesiyle ilgileniyor, sırf kendiyle uğraşıyor, sırf kendini
düşünüyor, gözünde sadece kendi meselesi var; onu hoşnut kılmayan her şeyin vay haline! O, kendinden daha üstün birine hizmet etmiyor, sadece kendini tatmin ediyor. Onun davası -tamamen egoist bir davadır.
Gerçekten önemli olan bir tek felsefe sorunu vardır; intihar. Yaşamın yaşanılmaya değip değmediği konusunda bir yargıya varmak, felsefenin temel sorusuna yanıt vermektir.