Kitabın lezzetlisi olur mu bilmem ama tabiri caizse damağımda hoş bir tat bırakıyor Sessizliğin Şiddeti kitabı. Uzun zamandır böyle bir konu okumamıştım. 👌🏼
Ben bu kitapta Milhan Ziyad’ı mı okudum yoksa aslında tüm o iç sesimle mi yüzleştim kestiremiyorum. Yazar öylesine derin bir sohbete dahil ediyor ki bizi kitaba ara dahi veremiyoruz. Milhan geçmişine yabancı kalmış bir adam, hatırlayamıyor hiç bir şeyi sadece rutin hayatını yaşıyor sonra rahatsızlığı nüksediyor bir şeyler hatırlamaya çalışıyor ama parçalar farklı yerlerden. Çizdiği o ağır konulu tabloları kriz anında atıyor dışarı kurtulmak istiyor belki de, kendisi de bilemiyor ne hissettiğini sonra o tabloları Vefa isminde biri buluyor sahip çıkıyor, Vefa da tüm umutları tablolara bağlıyor ve kendisininmiş gibi lanse edip yarışmaya katılıyor. Gerçekten hem durup düşündüren hem de akıp giden bir kitap. Öncesinde psikolojiye değinen yazar kitabın yarısından Sessizliğin Şiddeti sonra bir cinayeti çözmeye itiyor bizi. Sonu için yorum yapamıyorum, son cümleleri okuduğumda gözlerim uzun süre duvarımda takılı kaldı. Büşra Nur Arzoğlu