Her sivriliği yumuşatma, her suçu bağışlama, her ayıbı örtme gibi üzücü becerileri olduğu kesin. Uzaktan tanıyanların bir çırpıda “kibir”, yakından tanıyanların bir çırpıda “edilginlik”, gündelik yaşam içinde karşısına çıkanların bir çırpıda “öz-yıkımcılık” tanısını koydukları karmaşık bir gurur: daha doğrusu, yerine oturtulsa yerini bulacak bir onur.
Gelgelelim o kadar uzun bir süredir kimseyle teke-tek bir yakınlık dili kurmamıştı ki, belki Hendrik’in “gurur zırhı” diye tanımladığı suskunluğunu yırtması iyi gelirdi. Gelir miydi?