Andreas Kartak, hayatı boyunca verdiği sözleri tutamayan, alkolle savrulan bir adamdır. Kitap boyunca aynı döngüyü görürüz:
Para gelir
Umut doğar
Günah / zaaf (içki, anlık haz) tekrar eder
Söz yine tutulamaz
Finalde Andreas’ın ölümü, onun cezalandırılması gibi değil, sessiz bir bağışlanma gibidir. Parayı Azize Teresa'ya ulaştıramasa bile:
Niyet vardır
Vicdan vardır
Utanma ve pişmanlık vardır
Roth burada şunu söylüyor:
Tanrı (ya da hayat) insanı sonuca göre değil, niyete göre yargılar.
“Aziz Ayyaş” paradoksu:
Ayyaş → Günah, zayıflık, düşüş
Aziz → Masumiyet, iyi niyet, bağışlanma
Andreas bu iki uç arasında bir insan sembolüdür. Modern klasik olmasının sebebi de bu:
İnsanı ne tamamen kötü ne tamamen iyi gösterir.
Son sahnenin duygusu:
Hüzünlü ama karanlık değil
Umutsuz değil, şefkatli
Okuyucuya şunu bırakır:
“Belki de kurtuluş, mükemmel olmakta değil; hâlâ utanabiliyor olmaktadır.”