Jack LondonMartin Edenmavidennm
♤ Jack London'ın Amerikalı olması okurken yine beni çok mutlu etti çünkü Rus edebiyatı klasiklerinin bir hayli karakter barındırdıklarını düşünürsek bu kitap su gibi akıp geçiyor...
♤Kitabı okurken kendinizi Martin gibi hissetmeniz,kendinizi onun yerine koymanız ve Ruth'u da karşınızda dikilen tüm dünya gibi düşünmeniz tam olarak kitabın dünyasına adapte olduğunuzu gösteriyor..
♤Hepimizin karakteri farklı olsa da özellikle bir şeyi çok istediğimizde Martin gibi bu yolda kendimizi feda ediyoruz... peki ya gerçekten öyle mi?? Ne zamandan beri isteklerimizi karşılamak adına elimizden geleni yapmak ve çabalamak kendini feda etmek anlamına gelir oldu? Anlayacağınız üzere bu tamamen Ruth'un bakış açısıyla böyle çünkü Ruth hayatı boyunca ezberlenmiş kalıpların ve kuralların kendine dayatılmasıyla hiçbir özgün fikri olmadan ve özgünlüğü de korkulan o ki kendine hakaret sayarak kendini geliştirmiş bir karakter..
Martin Eden'ın hayatı insanların yaşadığı biçimde yaşamayı reddedip, kendi ideallerini nasıl sırtladığını görünce anlıyorsunuz bazı şeyleri..
Bunu bir alıntıyla örneklendirelim;
"ümitsiz köleler durumuna düşecek
kadar alçalmayan adamları başarıya iten sivri bir mahmuzdu yoksulluk."
Martin Burada yoksul olmanın insanların hiyerarşisini kabul etmek ve toplumun klişeleşmiş kurallarına karşı gelmeyip köleleşen insanlardansa kendi fikirlerinin üzerine giderek de onurlu bir hayat yaşanacağını söylemiş...
Ama Martin de bir insan ve ilerleyen zamanlarda da insanların baskısı acaba gerçekten iyiliğim için mi? diye düşünüp yanlış yolda olduğundan şüphe edebiliyor aşağıdaki alıntıda görebileceğiniz gibi..
"Kütüphane dolduracak kadar yazmak, kendi hayatını kaybeden adama ne fayda sağlar?"
Ruth Martin'e Başından beri dünyaya test edilmek üzere