Müşerref

Müşerref
@maviseverrr
İnsan huzur bilmez bir gezginden başka bir şey değildir.
Puan vermedi·84 syf.··
2023 101. kitabı
Ahmet Hâşim’in bu Göl Saatleri şiir kitabı benim için Çöl Saatleri eserine dönüştü. 81 sayfa değilde 810 sayfa okuyorum ve hala konuya odaklanamadım hissiyatı ile boğuşup durduğum bir eser. 81 sayfa 34 şiir ve her dizesinde sözlüğe koştuğum, kelimelerin anlamına bakıp dizelere anlam yüklemeye çalıştığım, sürekli konudan koptuğum ve en az üç günüme mal olan yorucu bir eser. Sanki uçsuz bucaksız çölde yolunu kaybetmiş bir vaha bulmak için bir gayret, biraz daha sabır diye diye bitirmeye azim ettiğim, bittiğinde hala daha ben ne okudum diye sorguladığım bir kitap. YKY yayınlarına bu konuda bir eleştiri yapmam gerekiyor. Geçmiş ve geleceği birleştirmek bu kadar zor olmamalı. Zira bu dizeleri yeni jenerasyon okuyucuların çoğunluğunun anlaması mümkün değil ve yayınevi olarak bunu anlamayacak durumda değilsiniz. O sebeple kitabın sonuna sözlük ekleme yerine keşke dizelerin anlamını bizlerin anlayacağı gibi altlarına yazsaydınız. O vakit kitaba verdiğim emeğe yazık olmayacaktı. Şu an bu kitaba verdiğim emek benim için çöp oldu. Parasından bahsetmiyorum bile… Neyse anlamadığım o sebeple de beğendim diyemeyeceğim 34 şiir ve 81 sayfa… Bundan sonra ne vakit bu eserle karşılaşsam ya da aklıma gelse benim için kitap Çöl Saatleri olarak kalacaktır. Kitaplarla kalınız. Keyifli sağlıklı okumalarınız olsun.
Şiir
Göl SaatleriAhmet Haşim · Yapı Kredi Yayınları · 2025679 okunma
Reklam
9/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2023 39. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2023 01:16
Başımı göğe kaldırıyorum, Şimal Yıldızı’nı arıyor gözlerim. O kayıp. Bense birilerinin giderken ardında bıraktığı çığlık gibi hayattayım. Bu satırları okuduğum vakit kitabın içeriğine bakmadan Bavula Sığmayan benim çantama sığmalı ve benimle beraber bu kitapçıdan çıkmalı dedim. Bazen yazar hakkında bir fikriniz yoksa ilk defa denkleşmişseniz kitabı almaya karar vermek için birkaç satır yetiyor. Mutmain olup olmama konusunu artık bahtımıza diyerek kitabın sonuna bırakıyoruz. Ya da bende öyle. Nermin Yıldırım’ın ilk okuduğum kitabı Bavula Sığmayan. Yerli kadın yazarların bir kısmı hariç bir kitabını okuduktan sonra okuma tercihlerim arasında yer almayacaklar var. Acaba Nermin Yıldırım bunlardan hangi listede yer alacak diye merakla kitabı okumaya başladım. Okudukça bazı yerlerde, kelimelerde, cümlelerde tanıdık bir his, tanıdık bir tat geldi yerleşti içime. Kelimeleri kullanma o kelimeleri dans şölenine çevirme ve cümle muhteviyatı ile eski bir dostu Şule Gürbüz’ü okuyormuşum hissi ile cebelleştim ara ara. Velhasıl okurken keyif aldım. Gelelim kitap içeriğine; Aile Yalanları ilk bölüm üç öyküden oluşan bir novella. Kızları Belgin’in gözünden aile kavramının yansıtılması ve ebeveynlerin birbirlerinin bakış açılarından birbirlerini, beklentilerini, umutlarını, umutsuzluklarını, vazgeçişlerini, hayal kırıklıklarını, özlemlerini, içlerinde kalmış uhdelerini, uzun yıllar bir arada yaşayıp nasıl birbirlerine yabancı olduklarını yine de buna rağmen birbirlerine tutunmak için bir dal aradıklarını anlatan üç öyküden oluşmakta. - Aile, çoğu zaman aynı anda konuşarak laf kalabalığı yapmak olsa da yeri geldiğinde birlikte susabilmektir biraz da, biliyoruz. - Bir zaman bir yerde birbirimizden vazgeçmiş, bunu da kabullenmişiz…İçimizde öfkeler, kırgınlıklar, alışkanlıklar,
Edebiyat Öykü
Bavula SığmayanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20225,5bin okunma
2023 yılının ilk incelemesi; Bir Sevgisizlik Öyküsü Mouchette
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2023 13:15
2023 yılının ilk kitap yorumumu Bir Sevgisizlik Öyküsü Mouchette’ye yapıp şuracıkta dursun istedim. 110 sayfalık dev gibi eser olan bu kitap beni çok etkiledi ve sevginin olmazsa olmaz olduğunu, evrensel yaşam, insanlığın oluşumu, süregelen yaşamında iyilik ve kötülüğün birbirinin ayrılmaz parçaları lakin hangisinin şekilleneceği sevgi ya da sevgisizlikle mümkün olacağını gözler önüne seren etkileyici bir kitap. Her ne kadar ilk bakışta büyük bir sefalet içinde yaşayan ve köyünde herkesçe dışlanan küçük bir kızın hazin öyküsü gibi gözükse de, aslında sevgisizlik teması işleyen trajik bir öyküdür Bir Sevgisizlik Öyküsü Mouchette. Yazar Georges Bernanos ile tanışmam Mouchette ile oldu. Bernanos ile daha önce hiç denkleşmedim ve hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bu vesile ile biraz İspanyol kökenli Fransız yazarı araştırınca kendi ülkesinde çok tanınan ve ülkemizde hak ettiği değeri görmeyen bir yazar olduğu dikkatimi çekti. Yazarın en bilinen eseri Taşra Papazının Güncesi ve Mouchette’i ünlü Fransız yönetmen Robert Bresson’un sinemaya uyarladığı ve yine ünlü yönetmen Andrey Tarkovski’nin en iyi film listesinde yer aldığını gördüm. Yazar Bernanos eserlerinde iyilerin saflığı, kötülüğün gücü, ikisinin arasındaki mücadele ve kaderin kaçınılmazlığı üzerine yazmış, karakterlerini şeytanlaştırmadan psikolojilerini göstermeye çalışmış. Bu yazar aynı zamanda Türk edebiyatının en etkili kalemlerinden Tahsin Yücel’in 1965 tarihli doktora tezine konu olmuş. Velhasıl ilgi çekici bir yazar olduğu gerçeği ile gelelim Mouchette. Mouchette, nedenini bilmeksizin, idrak etmekte zorlandığı halde içinde bulundukları sefil koşullara, yaşama göğüs germeye çalışan 14 yaşında bir kız çocuğu. Aslında Mouchette ile biz tüm yoksulların yaşantılarına, sefaletlerine hazin bir yolculuk
Edebiyat Öykü
Bir Sevgisizlik ÖyküsüGeorges Bernanos · Sia Kitap · 0273 okunma
Çölde kutup ayısı misali bahtsız bir adam.
7/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2022 76. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2022 00:44
Yine o sesi duyuyorum. O ses... Dinliyorum. Duyuyor muyum, hayal mi ediyorum bilmiyorum. Tokyo Ueno İstasyonu tesadüf denkleştiğim ve ilgimi çeken bir kitap oldu. Az okunan kitaplar bazen beklentimi karşılayan nitelikte cevher misali olabildiği gibi bazen de tam bir hayalkırıklığına uğratmışlığı olmuştur. Bu ikilemde kalmama rağmen merakıma yenik düşüp bu kitaba da şans verme gereği hissederek bir heyecanla okumaya başladım. Yazarın hikaye kurgusu ve olay örgüsü ilgi çekici. Dili çok akıcı diyemeyeceğim zira sokak, tapınak, bölge, istasyon isimleri ve tren sefer güzergahlarına çok fazla yer verildiği için bunları okuyup anlamlandırmam bana göre eserin akıcılığını gölgede bıraktı. Varoluşsal acılara, bunalımlara yönelik bakış açısı bunların sorgulanması ve bir insanın, ailesinin trajik hayat hikayesine ortak olma yönünden tam anlamıyla beklentimi karşılamasa da okunabilir nitelikte bir eser. Yazar eserinde 12. yy. sonu 14. yy. ortalarına kadar süren dönemde kurulan altı Budizm mezhebinden biri olan Şin mezhebi hakkında detaylara ve dini ritüellerine sıkca geniş yer vermiş. Ayrıca eser Japonya'nın savaştan yeni çıktığı zengin ve fakir ayrımının çok belirgin olduğu, yeniden yapılanma süreçlerine girdiği bir dönemden itibaren başlıyor ve bu olayları yazarın kahramanı detaylı bir şekilde anlatıyor. Ara ara da Japonya'da daha geçmişe gidip içsel çatışmalara ve Meiji dönemini de görmek mümkün. Yazarın kahramanına gelecek olursak bahtsız bedevi, çölde kutup ayısı misali bahtsız ve şanssız biri. Japonya'nın açlık ve yokluk döneminde yoksulluktan payına düşen ne varsa sonuna hatta en uç noktasına kadar alan biri. Otuz yaş civarında yoksulluk sebebiyle köyünden, ailesinden ayrılıp Tokyo'ya iş bulma ümidi ile gelir, 1964 Tokyo Olimpiyatları için yapılacak spor sahalarının
Tokyo Ueno İstasyonuMiri Yū · İthaki Yayınları · 2022264 okunma
İnsan Olma Çabası
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2022 72. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2022 15:19
Sayfa sayısı az lakin bana göre yüzlerce sayfa sayısına bedel bu 94 sayfalık eseri yorumlamaya nerden, nasıl başlayacağıma bir türlü karar verememekle beraber beni son derece etkileyen giriş satırları ile başlamaya karar vermiş bulunmaktayım. Çirkinim. Korkutan bir çirkinlik bu. Bana acı veren bu itirafla başlamak istiyorum öyküme. Bu giriş satırlarını okuduğum vakit çok acı veren dramatik bir hayat hikayesi ile karşı karşıya kaldığımı hissettim. Tabi bir merak ile elimden bırakamadan ilerlemeye devam edince Şule Gürbüz'ün Kambur eseri ile benzeşen birçok durumlar gözümün önüne geldi. Yazarın kahramanı ile aynı acıları, aynı duyguları, aynı yalnızlığı, aynı dışlanmışlığı içim ezile ezile iliklerime kadar hissettim ve yaşadım. Çok kez böyle olmamalı, insanoğlu böyle olamaz diye haykırma ihtiyacı duydum. Cüce, kambur, tek gözlü bir insanın tüm olumsuzluklara tüm kötü yürekli insanlara rağmen iyi olma, insan olmak için verdiği mücadeleye, çektiği tüm varoluşsal sancılara tanıklık ettim. Cehalet, önyargılar, tabular, batıl inançlar, kendimiz gibi görünmeyenlere, anomalili, fiziksel kusurları olanlara yapılan kötülükler... Ne kadar vakit geçerse geçsin, nesiller değişse bile değişmeyen, değiştirilemeyen bir sarmal. Fiziksel, dış görünümün güzelliği mi? yoksa kalp güzelliği mi? Birçok okur arkadaşın kalp güzelliği dediğini duyar gibiyim. Lakin bu kalp güzelliğini görmek için de insanları tanımaya şans vermek gerekir. Tek istediği anlaşılmak, birinin onu dinlemek isteyeceği umudu. Ne yazık ki kahramanımıza bu şans hiç verilmiyor. Bir insanın çocukluğu, yetişkinken işlediği suçlarını açıklayabilir. İnsan yalnızca, çocukla açıklanabilir. Kahramanımız ebeveynleri tarafından hiç sevilmeyen, doğar doğmaz sütanne, bakıcı bir kadına teslim edilen, evin bir bölümünde yıllarca
GitarMichel del Castillo · Sel Yayıncılık · 2021501 okunma
Reklam