Gerçekten Keşfi’nin, o koca mantörün ihbarında yalan olmak ihtimali çaresiz Bihruz Bey’in hatırından geçmedi değilse de, sevda -o vesveseden, heyecandan ıstıraptan hoşlanan; o tenhalıklara, mahzunluklara, o karanlıklara matemlere meyil gösteren; o derin derin dalmalara, gizli gizli ahlara, sine sine ağlamaklara tutkun olan sevda- derhal o ihtimalin önüne geçerek kendi kendine şöyle inildedi:
“İşittiğin doğrudur, inan! İnan ki hâl yamandır! Ağla ki, tesellisi mümkün olmayan felaket içindesin. Yan yakıl ki, dermanı bulunmayan bir derde uğradın! Ah, la bel blond! El e mort! (Güzel sarışın! Öldü!) (Çünkü Bihruz Bey’in sevdası Fransızca da öğrenmişti)”