Saçları okyanusla okşanmış kadar yumuşak
Ve gamzeleri ayçiçeği bahçeleri kadar özgür
Güneşe dönerdi yüzünü ki zaten güneş yüzüydü
Bakışları köpük , gözleri…
Derin, içlerinde kaybolacağınız kadar kalabalık
Fakat fısıldasa duyabileceğiniz kadar da sessiz
Her şeyde onu görürdünüz
Her yerde o vardı
Fakat hepsinden farklıydı
Ayçiçeğine baksanız o vardı
Fakat güneşe olduğu kadar aya da hasret yaşardı
Kadife ellerini uzatsa bana, Japonya’ya , Akdeniz’e , Asya’ya, Avrupaya, hatta dünyanın öbür ucundaki boğazlara ve ucu görünmez dağlara uzanırdı
Yüreği turna kuşu kadar hafif bu kızları
Ve kalemleriyle siyaha çalmış gökleri maviye boyayan oğlanları
Vurdular, bin kurşunla
Kurşun değil, çünkü devasaydı dumanı
Yıllar yılı önceydi
Gözleri turna, yüzü güneş ve bedeni topraktan bu çocukların,
Gülücükleri vardı, uysal gözlerinde unutululan ışıltıları, dumana bulandı, karıştı ve toz
Geriye toz ve bulutlardaki adımları kaldı,
Üfleseniz uçuverecek kadar narin çocuklardı