mavitann

mavitann
@mavitann
her türden okur ig: mavitann
Puan vermedi·308 syf.··
2023 18. kitabı
Magda Szabo ve Agota Kristof ile başladığım macar edebiyatı okumalarıma Sandor Marai ile devam ediyorum. Küçük burjuva ilonka, burjuva peter ve proleter judit arasında geçen bir aşk hikayesi. Kitap üç bölümden oluşuyor, yaşanan olayları farklı bakış açılarıyla sırasıyla ilonka, peter ve judit’ten dinliyoruz. Yazar, ilk bölümle hızlı bir giriş yapıyor sonrasında tempo düşüyor ama hiç sıkılmadan okudum. Bakıldığında klasik bir aşk üçgeni gibi görünsede arka planda; insan ilişkileri, sınıf farklılıkları, budapeşte kuşatması ve bu kuşatmanın şehrin insanları üzerinde yarattığı tahribat gibi konuların ilmek ilmek işlendiği müthiş bir kurgu. Bana göre ele aldığı her konuyla dolu dolu, harcanan her dakikaya değer bir kitaptı. Dilimize kazandılıran Sandor Marai kitaplarını okumaya devam ederim. Tavsiye ediyorum “Biliyor musun, iki insanın arasında, birbirine kızgın olmanın da bir değerinin kalmadığı anlar oluyor. Ve bu, çok hazin bir an.” “Bütün büyük, tehlikeli olaylar gibi bu da tek kelime edilmeden oldu. İnsan konuşunca, ağlayınca, bağırınca her şey daha kolay.” “Çoğu insan sevgiyi ne almayı ne de vermeyi bilir; çünkü ödlektir, kibirlidir, korkuları vardır.” Sándor Márai İşin Aslı, Judit ve Sonrası
Aşk
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,519 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·224 syf.··
2023 19. kitabı
iza’nın şarkısı uzun süredir kitaplığımda duruyordu nihayet okudum ve neden bu kadar övüldüğünü, konuşulduğunu şimdi daha iyi anlıyorum, benim için bu yılın enleri içinde yer aldı Kuşak çatışmasının odak noktası olduğu bu kitap, iza babasını kaybedince yalnız kalan annesini yanına almasıyla başlıyor. Taşradan büyükşehire kızının yanına yerleşen etelka, bunu fırsat bilip kızıyla arasının tekrar eskisi gibi olması için çabalıyor ama o çabaladıkça anne kız arasındaki uçurum daha da büyüyor. Seçilmiş yalnızlığın konforuna alışmış olan Iza ve istenmediğini bildiği bir evde kendini bir yük olarak gören Etelka… Kitabın kimi yerleri boğazımı düğüm düğüm etti, gözlerim doldu. Bilemiyorum çok etkilendim Genel olarak bu anne- kız ilişkisini gözlemliyor olsak da yan karakterlerin hikayeleri de oldukça ilgi çekiciydi. Szabo, böylesine basit ve bilindik bir konuyu o kadar derin, naif ve sarsıcı şekilde ele almış ki, bayıldım. Diğer kitaplarına da mutlaka bakacağım. Lütfen alın okuyun Birkaç alıntı bırakıyorum aşağıya “Onun yardımına ya da gerektiğinde sohbetine ihtiyaç duyan kimse yoktu gerçekten. Fark etmeden ölmüş olabilir miydi? Farkına varmadan gelebilir miydi ölüm?” “Benim ne kabına sığmaz bir şefkate ne de desteğe ihtiyacım var. Yalnızca sessizliğe gereksinim duyuyorum, yorgunum!” “Bugün bomboş evde yapayalnız kalınca dağılıvermişti, bütün yaralar yeniden açılıyordu, hepsi, artık iyice kapandığını sandıkları bile.” Iza'nın Şarkısı Magda Szabo
1000Kitap
Iza'nın ŞarkısıMagda Szabo · Yapı Kredi Yayınları · 20245,5bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2023 20. kitabı
David, 1950’lerin Paris’inde , nişanlısı Hella’nın İspanya tatilinden dönmesini bekleyen Amerikalı bir adamdır. Bu bekleyiş sürecinde Giovanni adında genç bir italyan barmenle tanışır ve çok yıkıcı sonuçları olan bir ilişkiye başlar. David, kalbi ve aklı arasında kalır. Giovanni’nin odası, cinsel kimliğini reddetme, içselleştirilmiş homofobi gibi konuların odak noktası olduğu müthiş acıklı bir hikaye. David’e ne kadar kızdığım nokta varsa Giovanni’ye o kadar üzüldüm. Boşa giden bir hayat. Sonunu baştan öğreniyoruz ona rağmen merak duygusunu hiç yitirmeden okudum. Çok sevdim ve çok üzüldüm. Ne diyebilirim bilemiyorum. Bu yılın favori kitaplarından biri oldu benim için. David ve Giovanni ile tanışmanızı isterim. Şans verin mutlaka “Onu sev ve bırak o da sevsin seni. Bırak her şeye boş ver. Dünyada sevgiden daha anlamlı ne olabilir? Sanıyor musun ki bu dünya üzülmeye, sıkılmaya değer.” “Biri bu dünyada aşırı sevgiden ölen kişi sayısının pek fazla olmadığını anlatmalıydı bize. Oysa sevgi yoksunluğundan her gün, her dakika -dünyanın en akla gelmedik köşelerinde- mahvolup giden insan sayısı o kadar fazla ki” James Baldwin Giovanni'nin Odası
Giovanni'nin OdasıJames Baldwin · Yapı Kredi Yayınları · 20201,134 okunma
Kapıların Dışında
Puan vermedi·120 syf.··
2023 21. kitabı
o kadar iyi ve güçlü bir metin ki nereden başlayıp nasıl anlatacağım bilemiyorum. yazarın hayatıyla hayli benzeşen bir tiyatro metni aslında. ikinci dünya savaşına katılan Beckmann, 3 yıl boyunca cephede hayatta kalmayı başaran, yurduna dönebilen “şanslı” azınlıktan biri. evine dönüyor dönmesine ama ne ülkesi ne ailesi ne de kendisi bıraktığı gibi. çaldığı tüm kapılar bir bir kapanıyor. Beckmann kapının dışında, tek arzusu ise elba nehrindeki sonsuz uyku. kısa ama aşırı etkileyici, savaş karşıtı müthiş bir metin, lütfen şans verip okuyun. “Bu kalp, sesi kısılana kadar bağırdı da çığlığını hiç kimse duymadı.” “İnsanın karnı tok, sırtı pek oldu mu başkalarının yoksulluklarını okuması, merhamete gelip iç çekmesi ne tatlıdır.” “Eskiden sokaklarda sigara izmaritleri, portakal kabukları, kağıt parçaları olurdu bugünse insanlar var, yerlere serilmiş kimin umurunda!”
1000Kitap
Kapıların DışındaWolfgang Borchert · Can Yayınları · 20217,9bin okunma
Emanet Çocuk “Öyle bir noktadayım ki ne bugüne değin olduğum kişi ne de olabileceğim yeni kişi olabiliyorum. ‘’ Emanet çocuk, maddi yetersizlik sebebiyle başka bir aileye bir süreliğine veriliyor. “Aile olma, ait olma” gibi hisleri bu evde keşfediyor. Bir saatte bitirebileceğiniz kısa ama etkisi uzun sürecek bir kitap. Claire Keegan
1000Kitap