Şükür, kalbin ve duyguların belleğidir.
Bir evi yuvaya, bir yemeği ziyafete, bir yabancıyı dosta çeviren şey şükür’dür. Şükür, azı çok eder. Şükrettiğimiz an aldıklarımız verdiklerimizden çok daha fazla olur. Çünkü şükür, kalbin ve duyguların bellidir.
İnsan bir sınır fark ettiği zaman o sınırın ötesine geçmiş oluyor. Sınır fark eden insan nerede durabileceğini ve nereyi aşabileceğini de bilir. Beşeri sınırlar aşılabilir; ama bazı sınırlar da vardır ki uluhiyet alanına giriyor ve aşılamıyor. O uluhiyet sınırlarını da Allahın ahlakıyla ahlaklandığımızda, ondan bir parça taşıdığımızda, ilahi özümüze yaklaştığımız da aşmış oluyoruz.
Aslında insan, ancak içindeki aydınlık kadar dışarıda aydınlık buluyor, içindeki güzellik kadar dışarıda güzellik buluyor. Bizler güzel gören gözlere sahip isek dışarıdaki güzelliği de çok daha iyi idrak edebiliyoruz. İçimizde bir huzur varsa dış alemin huzursuzluğu içimize girmiyor. O içsel huzur insana bir kalkan oluyor.